Hayrettin Nuhoğlu Resmi Web Sitesi

16 NİSAN 2017’ de YAPILACAK OLAN

                        REFERANDUM


             T.C. Anayasasının 18 maddeden oluşan değişiklik tasarısı, TBMM’den az bir oy farkıyla referanduma götürülmesine yetecek şekilde geçmesi üzerine 16 Nisan 2017 Pazar günü Türk seçmeninin tercihine sunulmuştur. Bu değişikliği kabul edenler EVET, kabul etmeyenler HAYIR oyu kullanmak suretiyle tercihlerini belli edeceklerdir. Yarıdan 1 oy fazla alan tercih kazanmış olacaktır. 

Bu 18 maddeyle birlikte değişikliğin EVET oyuyla kabul edilmesi halinde Türkiye’de sistem değişmiş olacaktır. HAYIR oylarıyla kabul edilmediği takdirde halen yürürlükte olan demokratik parlamenter sistem devam edecektir.


Bu değişikliğin Türk Milletine sağlayacağı bir fayda olup olmadığını maddeler halinde incelemekte gereklilik vardır.


1-Yargıyla ilgili birinci maddede Anayasanın 9. maddesine “bağımsız” ifadesi yanına “ ve tarafsız” ibaresi eklenmektedir. İleriki madde-lerde görüleceği gibi yargının tamamen cumhurbaşkanının kontrolüne geçeceği bir sistemde yargının bağımsız olabileceğini bugünkü uygulamaların ışığında mümkün görmemekteyim. Tarafsız olmak ise bir anlayış işidir ve kafalarda oluşup yerleşmesi şarttır. Ülkemizi yöneten anlayışın “bağımsız” ve “tarafsız” olmaktan neyi anladıkları Türk Milletinin büyük çoğunluğunun malumudur.
2-TBMM üye sayısı 550’den 600’a çıkarılmaktadır. Gelişmiş bütün ülkelerde bu sayı çok daha az olduğu gibi ülkemizde de artıp eksilerek değişiklik göstermiştir. Daha azaltılmasında bir mahsur olmadığı gibi artırılmasından da bir fayda sağlanamaz. Önemli olan TBMM’nin çok iyi yetişmiş, donanımlı, ülkesi ve milleti için çalışma arzusu taşıyan namuslu kişilerden oluşmasıdır.
3-Milletvekili seçilme yaşının 25’den 18’e indirilmesi anlaşılabilir bir konu değildir. Yakın geçmişte 25’e indirildiğinde kaç üyenin seçildiği ve hangi faydanın sağlandığı söylenebilir? Henüz okulunu bitirmemiş, askerliğini yapmamış, hayat felsefesi tam oluşmamış Türk çocuklarına verilmek istenen nedir? Bazı yetkililerin çocukları veya torunları için özel düşünülmüş bir değişiklik olduğu görüşü tamamen boş sayılamaz. Fatih Sultan Mehmet’in 21 yaşında İstanbul’u fethettiği bir gerçektir ama aldığı eğitimi ve donanımı göz ardı edilmemelidir. Bu madde Türk Milletine hiçbir fayda sağlayamaz.
4-Seçimlerin 4 yıldan 5 yıla çıkarılması çok önemli bir değişiklik sayılmaz. Cumhurbaşkanlığı ile birlikte TBMM seçimlerinin aynı günde yapılmasını sistem değişikliğine uygun olması olarak değerlendirmekteyim.
5-6- İki maddeyi bir arada değerlendirmek gerekir. TBMM’nin görev ve yetkileri ile çalışma usulleri bu maddelerde yer almaktadır. Parlamenter hayata geçildiği 141 yıllık geçmiş dönemlere bakılırsa en zayıf parlamento meydana gelmiş olacaktır. Bütçe yapamayan meclis olur mu? Güvenoyu ve gensorunun tamamen kalktığı, genel görüşme, araştırma ve soruşturmanın bile zorlaştırıldığı böyle bir mecliste milletvekillerinin de aynı zamanda genel başkan olacak olan partili cumhurbaşkanı tarafından seçileceği tasavvur edilirse durum daha iyi anlaşılır. Demokratik parlamenter sistemin en belirgin özelliği olan bir başbakanın kurduğu bakanlar kurulunun yerine meclis dışından ve başbakansız bakanlar kurulu oluş-turulmaktadır. Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyetini kap-sayan son 1000 yıllık Türk tarihinde ilk defa başbakansız bir sistem getirilmek istenmektedir.
7- Cumhurbaşkanlığına aday olma usulünü belirleyen bu madde bağımsız adayın önünü tamamen tıkamaktadır. En az 100.000 seçmenin desteğini almak gerekeceği için bugünkü rakamla bir seçmenin noter masrafı 140,- (Yüzkırk) TL olduğundan adayın sadece noter masrafı olarak cebinden 14.000.000,- (Ondörtmilyon) TL çıkması gerekir. Seçim masraflarının ise ölçüsü bulunmamaktadır. Namuslu yollarla para kazanan kişileri tenzih ederek böyle bir harcamayı yapabilecek aday bulunabilir mi diye düşünmek gerekmez mi?
8-9-10- Bu üç maddede Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri, cezai sorumluluğu ve çalışma şekli düzenlenmektedir. 
Ülkeyi yönetecek bütün kadroları atama ve görevden alma yetkisi yanında savaş ilanından, TBMM’ni seçime götürmeye, bakanlık kurup kaldırmaya ki bunların merkez ve taşra teşkilatlarını da kurma yetkisi üstelik sadece kararnameyle gerçekleştirilecektir. İşte belki de bu değişikliğin en tehlikeli noktası işte 10. maddenin son fıkrasıdır.
Habur’dan başlayıp İmralı ve Oslo’da devam eden Dolmabahçe’de mutabakat metni açıklanan “Çözüm Süreci” kapsamında PKK ve yandaşlarının en çok önem verdiği kültürel özerkliğin sağlanacağı, yerel yönetimlerin güçlendirileceği vaadi buradadır.
11- Cumhurbaşkanı ile TBMM seçimlerinin yenilenmesini düzenleyen bu madde görev sürelerinin de 5 yıl olduğunu tekrarlamaktadır. Gözden kaçmaması gereken husus TBMM’nin seçimlerin yeni-lenmesine karar vermesi halinde cumhurbaşkanının 2. dönemine denk gelirse 3. defa seçilebilmesine yol açmasıdır. Altı ay erken yapılacak olan seçim cumhurbaşkanına 14,5 yıl süre görev yapmasını sağlar.
12-Olağanüstü hal uygulaması ile ilgilidir. Önemli olan husus olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda sınırlamalara tabi tutulmadan kararname çıkarılmasıdır.
13-Askeri mahkemelerin kaldırılmasını düzenlemektedir.
14-HSYK’nın değiştirilmesini düzenleyen bu madde adını HSK’ya (Hâkimler Savcılar Kurulu), daire sayısını 3’ten 2’ye, üye sayısını da 13’e düşürmektedir. Bu üyelerin 6 sını doğrudan, 7 sini ise TBMM vasıtasıyla cumhurbaşkanı seçmektedir. Bu şekliyle yargı tamamen kontrol altına alınmış olacaktır.
15-Bütçe ve kesin hesap TBMM’den alınıp cumhurbaşkanlığına devrediliyor. Meclis öylesine etkisizleştiriliyor ki bütçe onaylanmazsa önceki bütçe yeniden değerleme oranına göre artırılarak uygulanacaktır.
16- Mevcut anayasa metninden çıkartılan, değiştirilen, ibare eklenen, ibare çıkarılan ve yürürlükten kaldırılan çok sayıda maddeyi kapsamaktadır.
17- Geçici maddeleri kapsamaktadır. Değişiklik gerçekleştiği takdirde gerekli kanuni düzenlemelerin en geç altı ay içinde yapılması, seçimlerin 03/11/2019 tarihinde TBMM ile beraber yapılmasına (bu sayede cumhurbaşkanı 3 ay fazladan görev yapmış olacak), HSK’nın 30 gün içinde seçilmesine, Askeri Mahkemelerden Anayasa Mahkemesine seçilmiş olan 2 üyenin yerine seçim yapılmayarak üye sayısının 17’den 15’e düşürülmesine, yürürlükte bulunan KHK’lerin geçerliliğinin sürdürmesine gibi daha birçok madde bulunmaktadır.
18-Maddelerin yürürlüğe girmesiyle ilgilidir. Birçok madde Cumhurbaşkanının göreve başlamasıyla yürürlüğe girmesi öngörülmüşken, bazıları seçim takvimi başladığında, HSK 30 günde, cumhurbaşkanının partili olması ile hemen başlamaktadır.


Bu değişiklik maddelerinin Türk Milletine bir fayda sağlamayacağı çok açıktır. Şu hususlara da herkesin dikkatini çekmek istiyorum.


1-Demokratik parlamenter sisteme bağlı kalınacağı bizzat cumhurbaşkanı tarafından açıklanmasına ve Yenikapı bildirisinde yer almasına rağmen aniden 2016 Ekim ayı başında gündeme yeniden getirilmesinin arkasında ne vardır?
2-Son 1000 yıllık tarihimizde ve 141 yıllık parlamenter hayatımızda hükümet başkanı olarak veziriazam, sadrazam ve başbakan varken şimdi neden başbakansız hükümet sistemine geçeceğiz?
3-TBMM’nin yetkileri bir hayli azaltılarak “Yasamanın”, atanma şekillerine bakarak “Yargının” ve zaten “Yürütmenin” tek adama verilmesinin yükü taşınabilecek bir yük müdür?
4-Cumhurbaşkanı yardımcılarının nitelikleri ve kaç tane olacağı bile belirtilmeyen yeni sistemde kapılar bilerek mi böylesine açık bırakılmaktadır?
5-Aynı zamanda partisinin de genel başkanı olacak olan bir cumhurbaşkanının bütün Türk Milletini kucaklayabilmesi müm-kün müdür?
6-Seçimlerde daha çok oy alabilmek için değişik güç odaklarına tavizler verebileceği düşünülemez mi?
7-Son yıllarda Türk toplumu gergin bir hayat yaşamaktadır. En kısa zamanda huzura ihtiyaç olduğu aşikâr iken gerginliği daha da artıracak bir sisteme geçmek mecburiyeti mi vardır? Öyleyse bu mecburiyet veya beka sorunu niçin açıklanmamaktadır? Yoksa kişisel bekalar mı söz konusudur?
8-EVET kampanyası yürüten bazı kişilerin son zamanlarda ifade ettikleri, örnekleri aşağıda sunulan bazı cümlelerin anlamını düşünmek gerekmez mi?


“ 1923 yılında Osmanlı’ya karşı darbe yapılmıştır.”
“ Ayağımızdaki prangalardan kurtulacağız.”
“ Yüzyıllık parantezi kapatacağız.”
“ 90 yıllık reklam arası sona erdi.”
“ İki ayyaş.”
“ Türk Milleti diye bir millet yoktur.”
“ AKP sayesinde Türk olmaktan kurtulduk.”
“ Türk demiyoruz, Kürt demiyoruz, Tek Millet diyoruz.”
“ Anayasadaki Türk Milleti yerine Türkiye Milleti ifadesini koymak daha kucaklayıcıdır.”
“ Anayasada Türk Vatandaşlığı olmaz.”
“ Bu anayasa değişikliği ilk adımdır sonra daha da değişecektir.”
“ Türkiye asla eyalet sisteminden korkmamalıdır.”
“ Eyalet sistemi getirilmelidir. Bu sistem hem Kürtlerin ve diğer etnik grupların özerklik isteklerini kapsayacak şekilde oluşturulmalıdır.”
“ Anayasanın değiştirilemez maddelerini kabul etmek mümkün değildir.”
“ Öz yönetim olabilir.”


Bir partinin genel başkanı olacak olan siyasetçi cumhurbaşkanı sıfatıyla yürütme, yasama ve yargının başı, Türk silahlı kuvvetlerinin de başkomutanı olmamalıdır. Bu sebeple HAYIR demeliyiz. 


Söylenecek daha pek çok sebep vardır. Önemli olan bu ülkede Türk Milletinin milli birlik ve beraberliği koruyarak ilelebet hür ve mutlu yaşayabilmesidir. İstiklalin ve vatanın korunması, huzurlu ortamın tekrar tesis edilmesi, akılcı yollarla kalkınmanın sağlanması, bölgemizde ve dünyada sözüne güvenilir itibarlı bir duruma gelinmesi acilen şarttır.
Bunun için 16 Nisan günü HAYIR diyerek bu değişikliğe geçit verilmemesi her Türk vatandaşının görevi olmalıdır. Sistem değişikliğine HAYIR demekle Türk Milleti, Bölgemiz ve bütün dünya nefes alacaktır. Mevcut yönetim kendine çeki düzen verecek ve hukuki ve yasal çerçevede davranacaktır.
Sonuç hayırlı olsun.