Avrupa 2010 Kültür Başkenti 2

05.01.2009


         Geçen sayıdaki yazımızın birinci bölümünde “İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti” projesi ile ilgili süreci ve genel bilgileri vermeye çalıştık. Bugünkü yazımız onun devamı niteliğinde olup projenin kazançları, misyonu, hedefleri ve sonuçları ile ilgilidir.
         Bilindiği gibi AB’ne sunulan dosya “İstanbul: 4 Elementin Kenti” başlığını taşımaktadır. Bu şekilde antik felsefede evrendeki her şeyi oluşturduğu savunulan 4 elementi İstanbul’un özelliği ile birleştirerek toprak, hava, su ve ateş elementleriyle temsil ettikleri ifade edilmiştir. İstanbul’u antik felsefe ile ifade etmek doğru ve yeterli olabilir mi?
         Avrupa Kültür Başkenti 2010 İstanbul’a ne getirecek? Girişim grubunun tespit ettiği kazançların ilk sırasında “ İstanbul” adının 2006 yılından başlayarak dünya kültür sanat gündeminin merkezine oturması vardı. Bu sayede sahip olduğu dünya kültür mirasını Avrupa ile paylaşacak ve kazanmaya başlayacaktır.
         Yeni kültür merkezleri, müzeler yapılacak, kültür alt yapısı güçlenecek, sanatçılarımız kendilerini uluslararası ortamlarda tanıtma imkânı bulacak, en önemlisi de “Katılımcı bir yaklaşımla oluşturulacak kentsel dönüşüm projeleri bir yandan kentin çehresini değiştirecek, öte yandan kentlinin yaşam kalitesini yükseltecek.”
         Duyunca kulağa hoş geliyor. Gerçekleşmesi, yaşam kalitesinin yükselmesi elbette arzu edilen bir durumdur; ama sorunları deneme metoduyla çözmeye çalışmakla yaşam kalitesi yükseltilemez. Takip edilen küresel güçlere hoş görünme ve işbirlikçi siyaset sonucu meydana gelen kültürel yozlaşma ve ahlâki çöküş, İstanbul’daki mevcut güzellikleri bile göremeyen ve anlayamayan birçok kişiyi önemli makamlara getirmiştir. Bazen kötü niyetle olmasa bile kültür değerlerimizin yozlaşmasına veya tahrip olmasına göz yumulmaktadır.
         İstanbul 2010 misyonunu oluşturan hedefler doğrultusunda Artistik Kurul ve Proje Değerlendirme Ekibi oluşturuldu. 15 kişiden oluşan ekip 3 er kişilik gruplara ayrılarak gelen projeleri tespit edilen kriterlere göre değerlendirecektir.
         Ana hedef “Kenti sanat ve kültür yoluyla geliştirmek ve zengin potansiyelini tüm Avrupa ve Dünya için esin kaynağı olacak şekilde değerlendirmek”  olarak tespit edilmiş ve  5 başlıkta açıklanmıştır:
       · Kentsel Dönüşüm: İstanbul’un kazançları arasında gösterilen ve hedeflerden birisi olan bu konu sanat projeleri ile gerçekleşecek kadar kolay değildir; siyasi, idari, teknik ve ekonomik açıdan bilgi, beceri ve irade gerekmektedir.
       · Kültürel Miras: Tersane, gazhane gibi işlevini yitirmiş endüstriyel alanların değerlendirilmesi doğru projeler olarak görülebilir. Ancak bu alanlarda bulunan tarihi yapıların zarar görmemesi şarttır.  Bu kapsamda mimari eserler ve sanatın bütün dalları, mûsikiden mutfağa kadar Türk Kültürünün bütün güzellikleri yozlaşmadan kurtarılmalıdır. Türk mûsikisinin ihtişamı milletimize ve yabancılara gösterilmelidir. Tam tersine yabancı müzik programlarının yoğunluğundan yabancılara bile kendi müziklerini dinleteceğimiz anlaşılmaktadır.  
      · Kültür ve Sanat Altyapısı: İstanbul’da kütüphanelere, her türlü sanat ve kültür üretim ve sergileme mekânlarına, sanat medyasına, eğitimine ve kentlinin etkin katılımını sağlayacak yatırımlara ihtiyaç olduğu belirlenmiştir. Diğer tarafta mevcut kütüphaneler içler acısı durumunu devam ettirmektedir. Öncelikle bu kütüphanelerde bulunan elyazma eserlerin kurtarılması ve ilelebet yaşatılması sağlanmalıdır.
      · Çokkültürlülük: İstanbul 2010, kültürel çeşitlilik ve farklılıklarla bir arada yaşama pratiğini konu edinen projelere önem vermektedir. Burada alt kültürleri teşvik eden mikro milliyetçiliğe cesaret veren ve bölücülüğe hizmet eden anlayışa dikkat edilmemesinden endişe etmekteyiz. Bu imkânı fırsat olarak görebilecek kötü niyetliler millî birlik ve bütünlüğümüze, millî benliğimize saldırarak projelerden pay kapmaya çalışmaktadırlar.
      · Birlikte İş Yapmak: Kamu sektörü-yerel yönetim-sivil toplum- eğitim- bağımsız sanat kuruluşları arasında işbirliği ile gerçekleştirilecek projelere öncelik verileceği belirtilerek, kentte karar verme sürecinin demokratikleştirilmesinin özendirileceği belirlenmiştir. Küresel gücün ve AB’nin dayatmalarına karşı olan görüşlere de tahammül edilmesi ve bu görüşteki üniversite, vakıf, dernek ve şahısların bu süreçte yer almaları sağlanmalıdır.
         İstanbul dünyanın en güzel şehirlerinden birisi, bize göre birincisidir. Coğrafî güzelliği kadar tarihî ve kültürel zenginliği de önemlidir. Bir Türk şehridir. Müslüman Türk kimliğinin de şaheseridir. Süleymaniye’de Bayram Sabahı şiiri ile Yahya Kemal, Hicaz makamındaki Aziz İstanbul bestesi ile Münir Nurettin, Âşiyan’da Orhan Veli, Çırağan’da Yahya Efendi, Gözcü Baba’dan Hazreti Yûşa’ya, Eyüp Sultan’dan Merkez Efendi’ye hepsi birer mühürdür. Kız Kulesi’nden Galata Kulesi’ne, Ayasofya Camii’nden Hırka-ı Şerif Camii’ne, Süleymaniye’den Sultanahmet’e, Mısır Çarşısı’ndan Kapalıçarşı’ya saymakla bitiremeyeceğimiz kadar abide eserle İstanbul gerçek kültür merkezidir.
         Geniş bir coğrafyada, çok sayıda milleti yüzyıllarca barış ve huzur içinde yaşatmış bir imparatorluğun mirasçıları olarak, her milletin ve her insanın saygın olduğuna ve aşağılanamayacağına inanmaktayız. Başkalarının da bizim tarihimize, inancımıza, millî ve manevî değerlerimize ve ecdadımıza saygı göstermelerini bekleme hakkımız vardır. Bu bir tarihî sorumluluktur ve yönetici durumunda olan herkesin ve her aydının bu sorumluluğu taşımasını bekliyoruz.