Bilgi Toplumu

15.04.2008
         “İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad” veya “Öğrenme, araştırma veya gözlem yoluyla elde edilen gerçek” Bilgi, sözlükte böyle tarif edilir. Bilim veya ilim ise “ Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler veya gerçeklikten yararlanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi” şeklinde açıklanır.
         İnsanların araştırma ve icat etme tutkusu tarih boyunca var olmuştur. Bazı zamanlarda yavaşlasa da günümüze kadar gelişerek devam edegelmiştir.
         Üçüncü bin yıla girerken “Bilgi Çağı”nı yaşıyoruz; fakat çağa asıl damgasını vuran üretilen bilgiler değil, bu bilgileri kirli amaçları doğrultusunda kullanmakta olan küresel güçlerdir.
         Bilgi en büyük güç haline gelmiştir. Dünya üzerindeki güç dengelerini belirleyen en önemli parametre bilgi kavramıdır. Bilgi ile iletişimi birleştirerek büyük ilerlemeler kaydeden ülkeler, elde ettikleri ekonomik gücü kullanarak diğer ülkelerin tercihlerini, kendi çıkarlarına göre şekillendirebilmektedirler.
         Üretilen bilgi ve gelişen teknolojilerin sonucu kullanılan araç, gereç ve malzemelerdeki değişiklik savunma ve saldırı silahlarında da değişikliğe yol açmıştır. Bu değişiklikler düşünce sistemlerini de etkilemeye başlamıştır. Bu değişim sürecini doğru algılayabilen milletler, buna uygun davranmayı da becerebilirlerse sonunda ayakta kalmayı başarabilirler. Bir başka ifadeyle teknoloji üretemeyen veya gelişmelere ayak uyduramayan, hazıra alışmış ülkeler geri kalmaya mahkûmdur. 
         Küreselleşme sürecinde bilgi, ülkelerin güvenliği ile doğrudan ilgili hale gelmiştir. Güvenlikle ilgili konular sadece güvenlik boyutuyla değerlendirilmemelidir; çünkü güvenlik ekonomi ile iç içe girmiştir. Aynı zamanda politik ve sosyal boyutu da vardır. Ancak teknolojiden mahrum kalmış bir ülkenin güven içinde yaşaması ve gelişmesi mümkün değildir.
         Olayları ve muhtemel gelişmeleri önceden sezebilmek için öncelikle bilgi sahibi olmak gerekir. Tarih boyunca üretilmiş bilgilere ulaşmak ve o bilgileri anlamak, yorumlamak yani analiz etmek gerekir. Belirsizlikler ortamında geleceğin nasıl seyredeceğini tahmin etmek ve ortaya gerçekçi hedefler koymak, bilgilerin doğru analiz edilmesiyle mümkün olur.
         Çok okuyan, araştıran ve inceleyen insan daha çok fikir üretebilir. Bu sayede iç disiplin sağlanır. Kültür artar, özgüven gelişir ve tahminler, öngörüler daha isabetli olur. Ekip çalışması ise başarıyı artırır. Düşünce ve emekler birleşirse sinerji meydana gelir. Zaman daha iyi değerlendirilir. Sosyal sorumluluk artar. Kendi işini en iyi şekilde yapmaya alışmış çalışkan insanların ekip çalışmasındaki katkıları da daha fazladır.
         İnsanlık tarihinde gelinen bilgi seviyesi ve yaşanan “bilgi çağı”’na Türk Milleti’nin katkısı çok yüksektir. Özellikle 8. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar ürettikleri bilgilerle bugünkü bilimin temellerini atan bilim adamları atalarımızdır. O dönemlerde yeryüzünde üretilen bütün bilgilerin yarısına yakının, Türk Dünyasına ait olduğu artık kabul edilmeye başlanmıştır.
         Tarihin gördüğü en büyük medeniyetleri meydana getiren atalarımız bu seviyelere nasıl ulaşmışlardır? Hiç şüphesiz en büyük etkeni müspet ilme, araştırmaya ve öğrenime verilen önemdir. Bunun en güzel örneklerinden birini Semerkant’taki medreselerden birinin kapısında yazılı olan şu ifadelerde görmek mümkündür.
         “ Her er, hatun ve kız kişinin ilim öğrenmesi ibadetten önde gelir.”
         İnsanlığın ulaştığı bilgilerin toplamı bütün dünya insanlarının malıdır; ama bunun temelinde büyük katkısı olan Türk Milleti’nin bugünkü nesilleri bu gerçeği bilmezlerse geleceğe katkıları da olamaz. Teknolojinin geldiği seviyede ister hayatımızın vazgeçilmez eşyaları olsun isterse bilişim ve uzay çalışmaları olsun tamamının temelinde Türk Bilim adamlarının alın teri ve buluşları vardır. Fen bilimleri, tıp ve astronomi yanında sanat, edebiyat ve mimaride de büyük başarılara sahip olan Türk büyüklerini ve en önemli buluşlarını kısaca hatırlatmayı görev sayıyorum.
         Ali Kuşçu: Astronomi ve matematik bilgini.
         Battânî: Trigonometrideki sinüs ve cosinüsü bulan bilgin.
         Birûnî: Dünyanın hem kendi hem de güneşin etrafında döndüğünü ilk olarak ispatlayan tıp, astronomi ve matematik dallarında önemli buluşları olan bilgin ve filozof.
         Cezerî: Bilgisayarın ilk adımlarını atan, sibernetik ve robot biliminde ilk buluşları yapan bilgin.
         Ebûl Vefa: Tanjant, cotanjant, sekant ve cosekantı bulan bilgin.
         Gıyasettin Cemşîd: Ondalık kesir sistemini bulan bilgin.
         Harizmî: İlk cebir kitabını yazan ve logaritmaya adını veren bilgin.
         İbn-i Sîna: Tıp ve kimya dallarında önemli buluşları olan bilgin ve filozof.
         Nasrettin Tûsî: Trigonometri kitabını ilk yazan bilgin.
         Uluğ Bey: Senenin uzunluğunu doğru olarak ilk hesaplayan matematik ve astronomi bilgini ve devlet adamı.
         Haznî, Farâbî, Ahmet Yesevî, Mevlâna, Yunus, Akşemseddin ve Mimar Sinan gibi erişilmesi güç doruk şahsiyetleri ve özellikle kahraman olarak Oğuz Han’dan Atatürk’e uzanan tarihin şahit olduğu büyük şahsiyetleri yetiştiren bir milletin mensupları ve bugünkü gençleri atalarından gurur duymalıdırlar. Önce ülkem ve milletim düşüncesiyle çok çalışmalıdırlar. Bilgi çağının gereklerini yerine getirecek donanıma sahip olarak, akılla, sabırla ve inançla çalışarak üçüncü bin yılın başına Türk damgasını vurmayı başarmalıdırlar.
         Küresel güçlerin kirli emellerine dur demek, Türk Milleti’nin ilelebet hür ve mutlu yaşamasını sağlamak, Dünya Türkleri’nin de bulundukları coğrafyada hür ve mutlu olarak yaşayabilmelerine destek olmak ve sömürülen diğer toplumlara yardım etmek kısaca Dünya’nın dengesinin korunması için her alanda çok güçlü olmak gerekir. Türk Milleti bunu başarmaya muktedirdir.