Deprem

15.12.2007
        Yer kabuğu altındaki katmanların kırılıp yer değiştirmeleri veya yanardağların aktif duruma geçmesi sebebiyle oluşan sarsıntılı yer hareketlerine zelzele veya deprem denir. Ürkütücü bir kelime olmasına rağmen deprem; yağmur, kar, rüzgâr, soğuk veya sıcak gibi bir tabiat olayıdır.
         Yağmur yeterli oranda yağmazsa kuraklık, aşırı yağarsa sel ve heyelanlara yol açabilir. Kar çığa, rüzgâr fırtınaya veya kasırgaya, aşırı soğuklar dona dönüşebilir. Aşırı sıcaklar hasta ve yaşlılara felaket getirebilir. Tedbir alındığı takdirde korkulacak bir olay olmaz. Deprem de tıpkı diğerleri gibi önceden tedbir alındığı takdirde korkulacak bir olay değildir.
         Durup dururken deprem nereden çıktı diyebilirsiniz. İşte böyle durup dururken olur deprem. Belki de siz bu yazıyı okumadan önce veya okurken deprem olabilir. Bu bir gerçektir. Bu gerçekten kaçmak mümkün değildir.
         Dünyada her yıl ortalama 2’den yüksek 4 milyon deprem meydana gelmektedir. Bunların 800’ü 5-5,9 arasında, 120’si 6-6,9 arasında, 18’i de 7’den daha şiddetlidir. Bazıları açık denizlerde, bazıları yerleşim yerlerine uzak yerlerde, bazıları da çok derinde ama dünyanın her yerinde olmaktadır.
         Ülkemiz bir deprem ülkesidir. Topraklarımızın % 93’ü, nüfusumuzun ise % 98’i çeşitli derecelerde deprem etkisi altındadır. 1903 – 2006 yılları arasında ülkemizde, büyüklüğü 5’ten yüksek 90 hasar yapıcı deprem meydana gelmiş ve yaklaşık 567.000 bina oturulamaz hale gelmiştir. 82.400 kişi de hayatını kaybetmiştir. Ekonomik kayıpların hesabı yapılamamıştır.
         İstanbul’un tamamı deprem tehlikesi ile karşı karşıyadır. Yakında büyük bir deprem yaşanacağı ihtimali de çok yüksektir. Olacak depremin günü ve saatinin, bu günkü teknolojik imkânlarla, önceden bilinemeyeceği bilim adamları tarafından kabul edilmektedir. Nüfus yoğunluğu, yapı stoku, sanayi tesislerinin çokluğu, ticari, siyasi ve kültürel önemi bakımından İstanbul’u tehdit eden muhtemel deprem, çoğu zaman ciddiyetten çok uzak bir şekilde gündeme gelmektedir. Ciddi hiçbir tedbir alınmadığı gibi sorumsuzluk örneği açıklamalar devam etmektedir.
         İstanbul’u yönetenler başta Vali ve Büyükşehir Belediye Başkanı, depremle ilgili çok önemli çalışmaları olan bilim adamlarıyla anlaşamamaktadırlar. Buna son örnek, Marmara denizi altında bulunan fay boyunca araştırma yapan bilim adamlarının gördükleri su ve gaz çıkışlarının takibi için kurulmasını istedikleri sisteme onay verilmemesidir. Bu sistem için 400 bin YTL bulamayan bu yöneticiler daha Cumhuriyetçi, daha çok Atatürkçü olduklarını ispatlamak gayretiyle 2,5 milyon YTL’ yi Cumhuriyet Bayramı eğlencelerinde, boğazın sularına gömülen havai fişek ve eğlence parasını bulabilmektedirler.
         Bir tarafta tehlikeye karşı kanıksama ve duyarsızlaşma yerleşmeye başlarken diğer taraftan birileri de TV’ lerde kendisini göstermeye, ün tazelemeye veya gelir elde etmeye çalışmaktadırlar.
         Büyük depremden sonra, onca maddî ve manevî kayıplar karşısında bir makamda olmak, kariyer sahibi veya ünlü olmak kimseye mutluluk getirmez.
         Marmara Denizi’ndeki fay sisteminin yol açacağı muhtemel depremin 7-7,5 büyüklüğünde olabileceği öngörülerek yapılan hasar tespitlerine göre; mevcut yapı stoklarının % 10’nun çökeceği, % 25’nin ise ağır hasar göreceği varsayılmaktadır. Buna göre meydana gelecek hasarın doğrudan ve dolaylı maliyetinin 90-120 milyar YTL olacağı tahmin edilmektedir.
         İstanbul’daki deprem tehlikesinin ana sebebini teşkil eden Kuzey Anadolu Fay hattının Marmara Denizi altındaki bölümünün jeofizik göstergeleri yerli ve yabancı bilim adamları tarafından tespit edilmiş durumdadır. Ancak Karadeniz’le Marmara arasında kalan kara bölgesindeki faylarla ilgili bilgi noksanlığı devam etmektedir.
         Ülkemizde sık sık yaşanan depremler nedeni ile kazanılan tecrübe ve bilgi birikimi ne yazık ki gereği gibi değerlendirilememekte ve sonuçları hayata geçirilememektedir.
         Afete yol açacak tehlike ve risklerin önceden araştırılarak önlem alınması, zararların azaltılması için  gerekli hazırlıkların uygulanma sürecine konulması gereklidir. Kentte büyük bir deprem öncesi ve anında uygulanması zorunlu olan afete hazırlık ve acil müdahale yöntemleri belirlenmelidir. Depremin fizikî ve sosyal çevrelerde yaratacağı etkilerin, bina kayıplarının ve buna bağlı olarak can kaybı ve yaralanmaların sayısal olarak ortaya konulması acil müdahale planlanmasında önemi çok büyüktür. Bu süreçte ihtiyaç duyulan unsur iyi planlanmış afet bilgi sisteminin sürekli güncelleştirilerek hazır halde bulunmasıdır.
         Deprem konusunda yapıların incelenmesiyle yapılan tespitler, deprem sırasında yapıların hasar görmesinin nedenleri, yapı malzemeleri, depremin sosyal ve psikolojik boyutları ve çözüm yollarını kapsayan düşüncelerimi bundan sonraki yazılarımda sizlerle paylaşacağım. Bu konu kısa geçiştirilemeyecek kadar önemlidir.