Depremde Yapıların Hasar Görme Sebepleri

31.01.2008
         Geçen yazımızın devamı niteliğinde deprem konusu üzerinde durmaya devam edeceğim. 1999 depremi sonrası Düzce, Adapazarı, İzmit, Gölcük, Yalova ve İstanbul Avcılar’da yapıların incelenmesi ve sahada gözleme dayanarak yapılan tespitler, elde edilen bilgiler doğrultusunda yapıların hasar görmelerinin sebeplerini ortaya koyacağım.
         Bu sebepler aynı zamanda depreme bağlı olmaksızın, sonuncusu Zeytinburnu’nda meydana gelen apartman çökmelerinde de elde edilen bilgilere benzerdir.
         Son otuz yıl, uluslar arası bilim çevrelerinde depreme dayanıklı yapı tasarım teknolojilerinde çok ciddi gelişmelerin ve değişmelerin olduğu bir dönemdir. Oysa ülkemizde bu dönem içinde gelişmelere uygun tasarım çalışmaları olmadığı gibi yakın zamana kadar eski teknolojilere göre yapılar üretilmeye devam edilmiştir. İstanbul’daki yapı stokumuz da deprem mühendisliği sahasında gelişen teknolojilerden mahrum olduğu gibi çoğuna mühendis eli bile değmemiştir.
         Ülkemizde, ağırlıklı olarak kırsal kesimden şehirlere göç kaynaklı nüfus hareketlerinin yoğunluğu ve bundan kaynaklanan kontrolsüz, ruhsatsız, kayıt dışı ve düşük standartlarda kaçak yapılaşmanın hızla artması aynı döneme rastlar.
         Bu çerçevede önümüzdeki yıllara ilişkin konut politikaları; ruhsatlı konut üretiminin ve dönüşüm projelerinin geliştirilmesi, nitelik araştırmalarının yapılması ve depreme, diğer afetlere yönelik politikalar geliştirilmesi şeklinde oluşturulması yetersiz kalmaktadır.
         Üzülerek ifade etmek gerekir ki ruhsatlı ve denetime tâbi kamu yapıları başta okul ve hastaneler olmak üzere çok sayıda yapı, güçlendirilmeye muhtaç ve yıkılması gerekecek kadar tehlikelidir. Bu durumun izahını kimler nasıl yapacak?  Yapım sürecinde görev ve sorumluluğu olan herkes milletimizin bir ferdi ve bu şehirde yaşayan bir insan değil midir?
         Yapan, içinde yaşayan veya hizmet alan, bir afet sonucu kendisi de zarar gören olmasına rağmen felaketlerden ders almayan insanlardan oluşan bir toplum görüntüsü vermekteyiz.  Herkesin silkinerek kendisine gelmeden yazılıp çizilenlerin bir faydası olamaz.
         Depremde hasar gören yapıların, hasar görme sebepleri olarak tespit edilen hususların dikkate alınması önemli bir başlangıç olacaktır. Bu hususları şöyle sıralayabiliriz.
         • Eski yapıların tümünün hesapları, eğer varsa, 2. deprem kuşağına göre yapılmıştır. 40 yıllık yapılarda ise genellikle betonarmenin ciddi bir hesabı yoktur. Betonarme, kolonların ve kirişlerin içinde dörder adet konulmuş demir ve betondan oluşan bir taşıyıcı karkas olarak güvenli değildir.
         • Konut olarak yapılan yapıların zemin katlarının kaçak olarak işyerine dönüştürülmesi; kolon ve kirişlere zarar vermekte, taşıyıcı strüktürü zedelemektedir.
        • Zemin emniyet gerilmesi gelişigüzel alınarak proje yapılmakta, zemin sondajları yapılarak zemin kalitesine bakılmamaktadır.
         • Zeminin sağlam olmadığı yerlerde, zemin sağlamlaştırılması yapılmadığı gibi, yine yüksek yapılar yapılarak tehlikeye davetiye çıkarılmaktadır.
         • Eski yapıların üzerindeki teras katların tam kata dönüştürülmesi nedeni ile oluşan ve yapım sırasında hesaba katılmayan katların binaya olan olumsuz etkileri göz ardı edilmektedir.
        • Eski yapılarda baca yetersizliği nedeniyle kirişlerde açılan baca deliklerinin demire rastlaması halinde demirlerin kesilmesi ve sonra sıvanarak kapatılması, farklı yerlerde tekrar denenerek yeniden açılması kirişlerin taşıyıcı etkisini azaltmaktadır.
        • Daire içinde yapılan tadilatlar belediyeler tarafından denetlenmemektedir. Diğer daire sahipleri yıkımları sonradan fark etmektedir. Apartman yöneticilerinin hiçbir sorumluluğu yoktur.
        • İnşaat işlerinin hızlandığı dönemlerde, piyasada kaliteli demir ve çimento zor bulunmaktadır. Hurdadan çekme demir veya kalitesiz ithal demir kullanılmaktadır. Çimento yokluğu hazır beton teminini zorlaştırmakta, beton temini belli saatlerde yapıldığından parçalı beton dökülmekte ve zorunlu parçalı beton dökümünde ise derz katkı maddesi kullanılmamaktadır.
          • Midye kabuklu deniz çakılı ve kumu yıkanmadan ve elenmeden kullanılmaktadır.
          • Denetim büroları görevini yeterince yapmamaktadır. Bazı emekli devlet memuru mimar ve mühendisler para karşılığı yapıya gitmeden imzalarını atmaktadırlar.
        • Bina yapılırken yeraltı suyunu alacak drenaj yapılmadığı için temeller su içinde kalmaktadır. Bodrum ve zemin katlarda sürekli su kalması yapıya zarar vermektedir.
         • Bazı bölgelerde bina temeli yakınında yapılan foseptik çukurlarından temellere su sızmaktadır. Çatıdan gelen sular da temellere akmaktadır
         • Beton dökülürken vibratör kullanılmamakta, beton sıkışmadığı için de demirler açıkta kalmaktadır.
       • Kolon, kiriş ve tabliyelerde demir işçiliğinde gerekli pas payı mesafelerine uyulmamaktadır.
        • Kiriş ve kolon demirlerinin ekleme kısımları ve filiz boyları kısa tutulmakta, birleşim yerlerinde etriye sıklaştırması yapılmamakta ve bağ telleri kısa kesilmektedir.
         • Beton işçiliğini kolaylaştırmak için su kullanılmasında keyfi davranılmaktadır.
       • Betonlar özellikle yaz aylarında yeteri kadar sulanmadığından rötre çatlakları oluşmaktadır.
         • Beton dökülmeden önce kiriş ve kolon diplerinde temizlik yapılmamaktadır.
        • Duvar, kolon ve kirişlerde işçilik hatasını örtmek için kalın sıva tabakası oluşturul-maktadır.
        • Kirişsiz döşemeye taşıyıcı ve bölücü duvar örülmektedir.
        • Projedeki kolon ve kirişler keyfî olarak iptal edilmektedir.
        • Kirişsiz balkonlar sonradan içeri alınmaktadır.
        • Tesisatlar kolon ve kirişlerden geçirilerek mukavemet azaltılmaktadır.
         Bilimsel donanımlı inşaat müteahhitlerimiz yurt dışında birçok başarılı mühendislik hizmeti gerçekleştirirken, yurt içinde küçük ölçekli konut üretimi ve kamu yapıları çoğu zaman ehliyetsiz ve sorumsuz kişilerin elinde kalmaktadır.
         Başta kamu ihale yasası olmak üzere birçok konuda deprem ve diğer afetlere uygun gerçekçi çağdaş düzenlemelerle sorumsuzluklara son verilebilir. Yapılması gerekenler zor değildir.
         Gelecek yazımda da deprem konusu üzerinde durmaya devam edeceğim.