Depremle İlgili Çözüm Önerileri 2

15.03.2008
          Çözüm yollarına ilişkin yazımızın birinci bölümünde, önerilerimizin ilk altı maddesi yer almıştı. Bu defa onların devamı niteliğinde geriye kalan beş madde yer alacaktır.
         7- Deprem ve diğer tabii afetlere karşı ihtiyaç duyulan konularda yasal boşlukları dolduracak teknik ve idari düzenlemeler derhal yapılmalıdır. Devletin ve halkın öncelikli sorumlulukları dikkate alınarak;
                     •  Kentsel dönüşüm
                     •  İmar ve şehirleşme
                     •  Yerel yönetimler
                     •  Kat mülkiyeti
                     •  Yapı denetimi
                    •  Zorunlu deprem sigortası ile ilgili yasal düzenlemeler yeniden incelenmelidir. İhtiyaç duyulan boşluklar doldurularak ve riskleri minimuma indirerek, halkın tam desteğini de alacak şekilde teknik gelişmelere uygun olarak yenilenmelidir. Bu temel yasaların yanında;
                    Yapı stokları ve yapı sistemleri ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
                    Afet yönetimi stratejik planları hazırlanmalıdır.
                   Bu planları hazırlarken hedef; afete hazır olmak, acil müdahale etmek, afet zararlarını azaltacak önlemleri, yönetimler arası işbirliği çerçevesinde gerçekleştirmek olmalıdır.
                    Yerel düzeyde, il, ilçe, belde ve mahalle yönetim birimleri kurulmalı ve afete hazır şekilde örgütlenmelidir.
                    İmar Kanunu dışında yeni bir Yapı Kanunu hazırlanmalı ve yapının teknik konuları, yapı malzemesi, yapı denetimi, şartnameler, mesleki konular ve yapıyı ilgilendiren hususlar yeniden ele alınmalıdır.
                  Afet bilgi sistemi, tehlike haritaları ve kentsel riskleri kapsayacak şekilde etkin hale getirilmelidir.
                   Temel ve zemin etütleri için yasal rapor formatları oluşturulmalıdır.
                   Afetle ilgili konularda özellikle kriz anında ve hemen sonrasında doğru, güvenilir ve gerekli bilgi akışına, kısacası, toplumun doğru haber alma hakkına uymayanları cezalandıracak bir yasa çıkarılmalıdır.
                 Teknik eleman diplomalarının yetki ve alanları sınırlandırılmalı, yetkin teknik eleman yasası bir an evvel kanunlaşmalıdır.
         8-  Olası bir deprem riski karşısında bugünkü mevcut konut stoku içinden ağır hasar,  orta hasar ve az hasar görecek binaların tespit edilerek; yüksek risk taşıyan yapıların ve konutların belirlenmesi gerekmektedir. Bu tespitler 2 yıl içinde bitirilebilir. Bu çalışmanın sonucunda;
                    • Sağlam ve dayanıklı olan özel ve resmî bütün yapılar tespit edilerek bunların güvenli oldukları halka duyurulmalıdır.
                    • Güçlendirilmek suretiyle güvenle kullanılabilecek olan yapılar, yapı cinsine göre 6 ay ile 2 yıl içinde, zorunlu olarak güçlendirilebilir. Aksi durumlarda yıkılması sağlanmalıdır.
                    • Hasarlı, zayıf ya da çeşitli sebeplerle ekonomik ömürlerini tüketmiş yapıların derhal yıkılması sağlanmalıdır.
         Bu konuda ihtiyaç duyulan malî kaynaklar dönüşüm projelerinden ve fonlardan sağlanabilir.
          9- Denetim bürolarının ve her türlü yapıların kontrolünü sağlayacak bir sistem hemen kurulmalıdır. İstanbul bölgesi ve bu bölgeye bağlı 32 ilçede kurulması gereken sisteme belediyeler, mühendis odaları, ilgili üniversite birimleri, ilgili sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve son Milletvekili genel seçiminde %7 den fazla oy alan siyasî partilerin temsilcileri dahil edilmelidir. Bu sayede zeminden malzemeye, işçilikten projeye kadar her konu denetlenebilecektir.
         10- Deprem sigortası teşvik edilmeli, İstanbul’da bile %30’u geçemeyen sigortalılık oranı en kısa zamanda %100’e çıkarılarak, işyerleri de sigorta kapsamına dahil edilmelidir. MHP’nin iktidar ortağı olduğu dönemde yürürlüğe giren Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun bugüne kadar 3.000.000.000,-YTL civarında ödeme gücüne ulaşan fon kaynakları bu şekilde yılda 4 kat fazlasıyla artacaktır.
          11- Üniversitelerin ilgili fakültelerinde teknik ve sosyolojik alanlarda deprem ve diğer afetlerle ilgili bölümler açılmalıdır. Çağdaş afet yönetimi konularında yüksek lisans ve doktora bölümleri de oluşturulmalıdır.
         Türk Milleti ve Devleti deprem sorununun üstesinden gelebilecek bilgi ve teknolojik birikime, kaynağa, araziye, malzemeye ve eğitimli personele sahiptir. Ancak merkezi ve yerel yönetimler büyük bir gaflet içerisinde ilgisiz ve duyarsız davranmaktadırlar.
         Diğer birçok konuda olduğu gibi günlük hesaplar, siyasi tercihler ve gösterişe dayalı davranışlar deprem gerçeğinin önüne geçmiştir.
         Unutulmamalıdır ki muhtemel İstanbul depreminden sonra, meydana gelebilecek büyük facia karşısında zengin olmak, bir makamda olmak veya ünlü olmak hiç kimseye mutluluk getirmeyecektir.