İşsizliğe Çare

   30.06.2010

         Sanal gündemlerle gerçek gündem olan işsizlik sürekli olarak örtülmek istenmektedir. Oysa işsizlik ülkemizin birinci önceliğidir. Resmi rakamlarla çalışabilir nüfusun % 14’ü yani 3.400.000 kişi işsizdir. İş bulma umudunu yitirenlerle birlikte bu rakam 6.000.000 kişi civarındadır. Gençlerdeki işsizlik oranı ise % 24,5’tur.  İşsizlerin önemli bir kısmını ev geçindiren, çocuk okutan işini ve mesleğini kaybetmiş orta yaş grubu oluşturmaktadır. Her yıl 600.000 kişinin çalışma yaşına geldiği göz önüne alındığında konunun önemi ve aciliyeti de ortaya çıkmaktadır.
         Her ne kadar Başbakan “ işsizlik yapısal sorun değil, sanaldır ve ahlâkî bir sorundur” diyorsa da Bakanları öyle demiyorlar.        
         Haziran başında toplanan Ekonomi Koordinasyon Kurulu “Ulusal İstihdam Strateji Belgesi” ni oluşturdu. Bu kurul ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Başkanlığında 6 Bakan, ilgili bürokratlar ve sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinden oluşmaktadır. Belgede yer alan hususlara geçmeden önce ilgili Bakanların tespitlerini belirtmekte yarar vardır. Kurul üyesi Bakanlar “ işsizliğin % 10’u yapısal, % 4’ü de konjoktüreldir” demişlerdir.
         2023’te 500 milyar dolar ihracat hedefi ortaya koyan AKP hükümetinin Bakanları ve bürokratlarının bulunduğu kurulun aldığı kararlar şunlardır.
              • Kadınların işgücüne katılma oranı % 26 dan 2023’te % 35’e çıkarılacak.
              • Genç işsizlik oranı genel işsizlik oranına indirilecek.
              • Kamu sektöründeki 55.000 özürlü kontenjanı iki yıl içinde doldurulacak.
              • Uzun süreli işsizlerin toplam işsizlere oranı % 25’ten 2023’te % 20’ye indirilecek.
            • 2013’ten itibaren her yıl 400.000 kişiye işgücü yetiştirme kursu açılacak. Bu kurslardan yetişenlerin % 50’sine iş garantisi sağlanacak.
              • İşçi istihdam etme oranı 0,64’ten 2011’de OECD ortalaması olan 0,41 düzeyine    çekilecek.
              • İstihdam mevzuatı koruma endeksi 3,46 dan 2011’de OECD ortalaması olan 2,23’e çekilecek.
          Böylesine önemli bir kuruldan çıkan bu kararlar işsizliğe çare olabilir mi? Açıklamanın beklentilerden çok uzak olduğu görülmektedir.
         Takip edilen tüketim ekonomisi modeliyle işsizliği azaltmanın mümkün olmayacağı artık anlaşılmalıdır. Bu şekilde, toplum borçlu yaşamayı hayat tarzı haline getirdi. Bankalara olan tüketici borçları ve kredi kartı borçları yuvaları sarsmaya devam ediyor.
         Partiye yandaş kazandırmaya yönelik taşeron firmalar modeli de işsizliği azaltmak için değil zaman kazanmak içindir. Bu kapsamda iş bulma sevinci yaşayan insanlar yeterli ve gerekli ücret düzeyinin altında, sosyal güvenlik garantisi olmadan ve her an işten çıkarılma tehdidi ile çalışmaktadırlar.
         Sanayi ve üretim stratejileri oluşturulmadan ithal ürünlerine dayalı ihracat artışları ile sadece pembe tablolar çizilebilir. Asla 500 milyar dolar ihracat hedeflerine varılamaz.
         Dünya ekonomik forumunun yayınladığı raporda; küresel rekabetçilik endeksinde 133 ülke arasında 61. sırada bulunuyoruz. Kadının işgücüne katılma oranında ise 133 ülke arasında 125. sırada yer almaktayız. Birleşmiş Milletlerin yayınladığı insanî gelişmişlik endeksinde 182 ülke arasında 79. sırada yer almaktayız. Sadece pazar büyüklüğünde ortalamanın üstünde yer alarak 17. sırada bulunuyoruz.  
         Özetlemeye çalıştığım bu görüntü karşısında neler yapılabilir?
         1. Hükümetlerin esas görevi ekonomik dengelerin kurulması ve geliştirilmesi için itici güç oluşturmaktır. İtici gücü oluşturmak için moral gücüne ihtiyaç vardır. Bunun için de gerilim ortamının sona ermesi şarttır. Kurumlar arası çekişme, devleti kuran iradeye karşı mücadele, anayasanın temel niteliklerini değiştirme niyetleri sona ermelidir.
         2. Çarkların dönmesi için üretimi artırmaya yönelik yatırımları teşvik eden bir anlayışı benimsemek gereklidir.
         3. Kısa vadeli pratik çözümler geliştirilmelidir. İşsizlik fonunda birikmiş olan 50 milyar TL civarındaki para şayet duruyorsa istihdamı arttırmaya yönelik yatırımlar için kullanılmalıdır. Bu kapsamda KOBİ’ler desteklenmelidir.
         4. Kamu kuruluşlarında yerli ürün kullanılması özendirilmelidir.
         5. Ara mal ithalatı derhal kontrol altına alınmalıdır.
       6. Orta ve uzun vadede eğitime önem verilerek ihtiyaç duyulan donanımlı iş gücü oluşturulmalıdır. Bu kapsamda 8 yıllık eğitimden sonra gerçek meslek erbabını yetiştirecek meslek liselerinin oranı % 60’ın üzerine çıkarılmalıdır.
       7. 2023 yılında 500 milyar dolar ihracat hedefine ulaşıp dünyanın 10 büyük ekonomisi içinde yer alabilmek için öncelikle temel parametreleri düzeltmeliyiz. Bunun için başta öncü sektörler (otomotiv, demir-çelik, telekomünikasyon, kimya, tekstil, taşımacılık ve müteahhitlik) olmak üzere üretim stratejileri derhal oluşturulmalıdır.
         İşsizliği sanal bir sorun olarak gören ve ahlaki bir durum olarak sunan, bu suretle politik mesajlar vermeye devan eden anlayış ilk fırsatta sona erdirilmelidir.
         Türk insanının sosyal yapısı ve kültürel özellikleri dikkate alınarak çözüm aranma lıdır. Bu çözüm tüketime yönelik model yerine üretime yönelik model olmalıdır. Bu model yatırım-üretim-istihdam şeklinde ifade edilebilir.
         Üretime katılan, emeğinin karşılığını alan, sıcak ve mutlu bir yuvaya sahip aile fertlerinden oluşacak Türk toplumu ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğe ve istiklalimize daha kuvvetli sahip çıkacaktır. O takdirde 2023’te lider ülke Türkiye hedefi gerçekleşmiş olacaktır.