İşsizlik

01.05.2008
         Yetişkin her insan çalışmak ister. Bunu hayatını sürdürebilmek, kendisinin ve ailesinin geçimini sağlamak için ister. Çalışmak herkesin en tabii hakkıdır. Eğitimine, becerisine ve diğer özelliklerine uygun olarak çalışma yaşına gelen insanlara iş ortamını sağlamak da yönetenlerin görevidir. İş bulamayan, çalışamayan insanlar işsizdir.
         Ülkemizin en önemli sorunlarından birisi işsizliktir. Bu sorun İstanbul’da biraz daha önem kazanmaktadır; çünkü bu şehrimizde geçim sıkıntısı çok yüksek düzeydedir. İş bekleyen genç nüfus da çok fazladır.
         Anayasamızın 49. maddesi “ Devlet çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır” demektedir. Bu şekilde devleti yönetenlere kapsamlı bir görev verilmiş olmaktadır.
         Hükümet bu görevi çok başarılı olarak yaptığını iddia etmektedir. 2002 de %10,3 olan işsizlik oranı, bugün resmi rakamlara göre %11,3’e yükselmiştir. Bu oranın dünya ortalaması %6,3, AB ülkelerinde  %6,7 Doğu Asya ülkelerinde % 3,8, Latin Amerika’da %7,7,Orta ve Güney Afrika’da %9,7, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da ise %13,2 dir.
         İstihdam hizmetlerini devlet adına yürütmekle, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve bu bakanlığa bağlı Türkiye İş Kurumu ( İŞKUR) görevlidir. Kurul kanununun 13. maddesine göre de İl İstihdam Kurulları kurulmuştur. Bu kurullarda Vali’nin başkanlığında, Belediye Başkanı,  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bölge Müdürü, İl Milli Eğitim Müdürü, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Müdürü, Gençlik ve Spor İl Müdürü, Sanayi ve Ticaret İl Müdürü, Ticaret Odası Başkanı, Sanayi Odası Başkanı, Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı, Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanı, Organize Sanayi Bölgeleri Müdürlükleri,  ilde bulunan yüksek okullardan belirlenecek üç öğretim üyesi, Sakatlar Federasyonundan bir temsilci, köy ve mahalle muhtarlarından birer temsilci, Valinin gerekli göreceği eğitim kurumları, sivil toplum kuruluşları ile diğer kurum ve kuruluş temsilcileri ve ilde en çok üyeye sahip işçi ve işveren konfederasyonlarından birer temsilci görev almaktadır. İstanbul Valiliği İl İstihdam Kurulu 2005 yılı olağan toplantısında görevlerini daha dar bir kurula bırakma kararı almıştır.
         Bu kapsamda İstanbul’da oluşturulan “ İstihdamı Değerlendirme ve Geliştirme Komis-yonu”,  çalışmalarını 2007 Aralık ayında tamamlayarak hazırladıkları raporu yayınlamıştır.
         Komisyon, raporunda TÜİK verilerinin esas alındığını, dünyada ve Türkiye’de işgücü piyasasının kapsamlı bir çözümlemesinin yapıldığını, uluslararası çalışma örgütü ve OECD verileri temelinde gerçekleştirildiğini belirtmiştir. Raporun giriş kısmının sonunda  “ İstan-bul’da işsizliğin ulaştığı boyut ağır ve ürkütücüdür” denilmektedir.
         Bu rapora göre;
         İstanbul il genelinde firma yatırımlarının sektörlere göre dağılımı incelendiğinde bazı alanlarda artış görülmekle beraber bazı alanlarda da kayda değer azalışlar söz konusudur. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
• Hazır giyim ve konfeksiyon firmaları %31 azalarak, sayıları 20.216’dan 13.853’e düşmüştür.
• Kamyon, otobüs ve otomobil yedek parça alanındaki firmalar %31 azalarak, sayıları 6.306’dan 4351’e düşmüştür.
• Kimyevi madde ve kimyevi boyalardaki firma sayısı %20 azalarak, sayıları 6.027’den 4.775’e düşmüştür.
• Bankalar ve finans kuruluşları alanında %24 azalışla, firma ve şube sayısı 4.454’den 3.375’e gerilemiştir.
         Bu raporda İstanbul’da işgücü piyasasının yapı ve özellikleri temelinde analizi de yer almaktadır. Analize göre zayıf yönler şunlardır:
 İstihdam oranının düşüklüğü
 İşsizlik oranının yüksekliği
 Eğitim-istihdam ilişkisinin kopukluğu
 Yabancı kayıt dışı istihdamın yüksekliği
 Yerli ve yabancı göçün devam etmesi
 Eğitim, sağlık ve sosyal yaşam sorunları
 İşgücü maliyetlerinin yüksekliği
 Yatırım için altyapı maliyetlerinin yüksekliği
 Gelir dağılımındaki adaletsizliğin çok daha çarpıcı olması
 Yüksek düzeyli verimli işletmelerle, geleneksel teknolojilerle çalışan az verimli işletmelerin ortaya koyduğu ikili yapı
 Kaçak yapı stokunun fazla olması
 Ulaşım altyapı eksikliği ve plansızlık
 Afet riskleri ve muhtemel deprem tehdidi
 İşgücü piyasasına ait veri tabanı yetersizliği
 İşçi, işveren ve devlet arasında sosyal diyalog mekanizmalarının olmaması
 Yatırım için gerekli olan istikrar ve güven ortamının yaratılamayışı
 Bürokratik engellerin devam etmesi
 Tarımdaki istihdam çözülmesi ile oluşan fazla işgücü için planlama yapılamayışı
 İstihdama yönelik ekonomik politikaların eksikliği
 İstihdam teşviklerinin yetersizliği
              Bu tespitleri biz yapmadık. Hükümetin emrindekiler ve onlarla beraber hareket eden kuruluşların temsilcileri yaptı.  Biz sadece raporda yer alan bilgilerin bazılarını sizlerle paylaşı-yoruz.
             Söz konusu raporun giriş bölümünün son cümleleri ile yazımı tamamlamak istiyorum. “Bu sorun çözümsüz değildir. Bugünden alınacak tedbirlerle sıkıntıları asgari düzeye indirmek mümkündür. Bunun için özellikle sorunun doğru teşhis ve tespit edilmesi, sonuç alıcı politikaların ilgili ve yetkili tüm tarafların katılımı ve mutabakatıyla belirlenip kararlılıkla uygulanması gerekmektedir”
             Başlangıçta yasal görevleri belirtmiştik. Temennimiz yetki ve sorumluluğu elinde bulunduranların konuşmayı bırakmaları ve görevlerini yapmalarıdır. Bu konuyu takip etmeye devam edeceğiz.