İstanbul'da Ulaşım Çözümleri

15.12.2007

        Bundan önceki yazılarımda, bir ekiple aylarca süren araştırma ve gözleme dayanan çalışmamızın sonuçlarını sizlere aktararak ana meseleyi ortaya koymaya çalıştım. İstanbul’da trafik sorununun çözülmesi ulaşım çilesinin bitmesi demektir.

         Sorunun iki temel ayağı vardır. Birincisi ulaştırma yatırımları, ikincisi trafik yönetimidir. İşin içinden çıkılamamasının sebebi beceriksizlik, yeteneksizlik, bilgisizlik, gösterişe dayalı siyasi tercihler, kısaca kötü yönetimdir. Yasal dayanak ve ekonomik kaynak vardır. Sorunun çözümü için temel öncelik zihniyet değişikliğidir. Bunun için İstanbul’u, içinde motorlu araçların daha rahat geçebileceği yollar ve yapılar bütünü olarak gören anlayışın yerine insanların yaşadığı bir mekân olarak görülmesi ve çözüm için taşıtların değil insanların hareketliğinin esas alınmasıdır. Yani öncelikli hedef taşıtların değil insan-ların taşınması olmalıdır.

         Ulaştırma yatırımlarının planlamasında ilgili kuruluşların etkin katılımıyla plan-karar-uygulama zinciri benimsenmelidir. Seçilmiş ve atanmış yöneticiler, konunun uzmanı teknik adamlarla ahenk içinde çalışmalıdırlar.

         İstanbul’da ulaşım yatırımları sadece Büyükşehir Belediyesi değil, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlıkları ile ilçe ve belde belediyeleri tarafından yürütülmektedir. Bu yatırımların tek otoriteye bağlanması ve yatırımları doğrudan etkileyen su, kanalizasyon, doğalgaz, elektrik ve haberleşme ile ilgili alt yapı yatırımları yapan diğer kuruluşlarla da uyumlu çalışmayı sağlayacak koordinasyon bu otorite tarafından sağlanmalıdır.

         Coğrafi yapıyı avantaj olarak görmek gerekir. Tabii yol niteliği taşıyan denizden mutlaka daha fazla yararlanmalı, şu anda ulaşımda % 3 olan pay % 15’lere çıkarılmalıdır.

         Boğazda bulunan limanlar ve şehir içinde kalan gümrük sahaları şehir dışına, trafiği daha az etkileyecek yerlere taşınmalıdır.

         Bugün için İstanbul ulaşımında 3.  köprü çözüm olamaz. Boğazın kuzeyinden transit geçişi sağlayacağı söylenen proje en kötü seçenektir. Çünkü son yeşil alanlar ve son temiz hava ve su kaynakları da yok edilirse İstanbul’da yaşamak imkânsız hale gelir.

         Bunun yerine Harem- Ahırkapı arasında karayolu geçişini sağlayacak 2. tüp geçit yapılmalıdır. Bu sayede 1. köprü bağlantılı dairesel yol tamamlanmış olur.

         MHP’nin iktidar ortağı olduğu dönemde planlanan ve projelendirilen tüp geçit raylı sistem 75.000 yolcu/saat kapasite ile çok önemli bir hizmet verecektir. Ancak bu sistemin işler hale gelmesi için Yenikapı ve Söğütlüçeşme istasyonlarının yakın çevreyle ulaşımını sağlayacak sistemin de tamamlanması gerekir.

         Raylı sistem, denizyolu ve otobüslerden oluşan toplu taşıma sistemi; minibüs, servis araçları,  dolmuş, taksi ve diğer ulaşım araçlarını da içine alan bir bütünlük içinde geliştirilmelidir. Bu planın ağırlığına raylı sistemler sahip olmalıdır. Metro, hafif metro ve banliyö hatları marmaray ile birleşmelidir. Bu sistem 500 km’yi geçerse uzun yıllar ulaşım sorunu yaşanmaz.

         Otopark sorunu da toplu taşıma araçlarının hareket merkezlerine ve aktarma istasyonlarına yakın yerlerde çözülmelidir. Yeraltından faydalanarak çok katlı olarak inşa edilmesi gereken otoparkların kapasitesi bugünkü 400.000 den ilk üç yıl içinde 800.000’e çıkarılmalıdır. Bu şekilde toplu taşıma araçları cazibeli hale getirilmiş olacaktır. Yıllarca toplanan otopark paraları yerinde kullanılarak bu konu kökünden çözülmelidir.

         Denizde olduğu gibi karada da coğrafi yapı avantajını tünelleri çoğaltarak kullanabiliriz. Bazı bölgelerde trafik yükü yeraltına kaydırılabilir.

         Alternatif toplu taşıma araçlarına yer verilebilir. Metrobüs ve monaray tarihi bölgeler dışında ve hızla büyüyen bazı beldelerde gündeme gelmeli ve önceden iyi düşünülmelidir.

         Alt geçit, üst geçit, kavşak düzenleme, kaldırım yükseltme ve orta refüj yapılması gibi yatırımların bazıları gösteriş ve reklam yanında partili yandaşlara iş kapısı açmaya dönük olup trafik akışına olumlu katkı sağlamamaktadır. Belediye bütçesinin gereksiz yere harcanmasına son verilmelidir.

         Yol kaplamalarının bakımı, yol çizgileri, sinyalizasyon, gerekli işaret ve levhaların yerine konulması gibi hizmetler yılın en uygun mevsiminde ve günün trafik için en uygun saatlerinde, genellikle gece yapılmalıdır.

         Çözümün ikinci ayağı olan trafik düzeni ve ulaşım yönetimi de tek elden yürütülmelidir. Görüntülü ve sesli iletişim teknolojisi imkânlarından faydalanarak ve uzman kişilerden oluşacak bir “ Trafik Yönetim Merkezi” kurulmalıdır. Bu merkez trafik akışını sağlamak için yönlendirme yapmalıdır.

         Raylı sistemin Kabataş’a uzaması ve Kabataş-Taksim tünelinin tamamlanması sonucu beklenen trafik rahatlığı olmadığı gibi daha da içinden çıkılamaz hale geldi. Bu örnek sadece yatırımın çözüm olamayacağını, trafik yönetiminin de oldukça önemli olduğunu göstermektedir.

         Temizlik hizmetlerinin özel sektöre verilmesi ve az araçla çok temizleme çabaları gün içinde veya akşam erken saatlerde trafik yoğunluğunu sokak içlerine kadar taşımaktadır. Çöplerin toplanması 22.00 / 06.00 saatleri arasında yapılmalıdır.

         Yük taşıtlarının kent giriş-çıkışları, kent geçişleri ve bekleme yerleri yeniden düzenlenmelidir. Kent içi mal dağıtımının trafik yoğunluğunun en az olduğu saatlerde çoğunlukla 22.00 / 06.00 saatleri arasında olması sağlanmalıdır.

         En ufak kazalar bile ulaşımı olumsuz etkilemekte, birkaç dakika sonra ana yollar ve bu yollara çıkan tali yollar tamamen kilitlenmektedir. Hasar tespitleri için acilen yeni düzenleme yapılmalıdır. Beklemelere son verilerek trafik akışı derhal sağlanmalıdır.

         “Trafik polisi, araç çeker, ceza yazar veya protokol araçlarına yol açar, başka işe karışmaz” şeklinde İstanbullular arasında oluşan kanaati değiştirerek trafik polisi aktif hale getirilmelidir.

         İnsanların gerek yaya gerekse sürücü olarak trafik kurallarını ihlal etmeye meyilli olduklarını göz önüne alarak, hatalı davranışları düzeltmeye yönelik trafik bilinci oluşturulmalıdır. Görsel malzemelerle desteklenerek etkili kampanyalar düzenlenmelidir. Basın yayın organlarında eğitici yayınlar olmalıdır. Okullardaki trafik dersleri her kademede daha kapsamlı hale getirilmelidir.

         Sonuç olarak İstanbul’da ulaşımın hedefi insanların taşınması olmalı ve ulaşımın güvenilir, hızlı, konforlu, ucuz ve sistemler arasında uyumlu olması sağlanmalıdır.

         Yaşanabilir bir İstanbul meydana getirmenin ilk şartı trafik sorununun çözülmesi, ulaşımın sağlanmasıdır.