Metrobüs

31.10.2007
         Önceki yazımda İstanbul’daki sorunları ana başlıklar halinde vermiş ve ulaşım çilesinin devam ettiğini belirtmiştim. Bugün bu konu içinden en güncel olan METROBÜS hakkında görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
         İstanbul’da her gün yaklaşık 11 milyon yolculuk yapılmakta ve insanlar iş, öğrenim, sağlık veya sosyal konularla ilgili olarak evinden çıkıp bir seyahat süresinden sonra evine dönmek istemektedirler. Bu şehirde yaşayan insanların en tabii haklarından birisidir bu. Bunun en kolay, en güvenli, en ekonomik ve en kısa zamanda yapılması da çağdaş anlayışın bir gereğidir.
         Peki, bunu kim sağlayacak? Elbette bu şehri yönetenler. Seçilerek gelen, başta Büyükşehir Belediye Başkanı olmak üzere yönetici konumunda bulunan herkes sorumludur.
         Ulaşımın önemli iki ayağı vardır. Birincisi yatırım diğeri de trafik yönetimidir. Her ikisi de doğrudan mühendislikle ilgilidir.
         Yönetmek; bilgi, beceri ve öngörü işidir. Bilen insanlar eliyle sonuç alma sanatıdır. Mühendislik ise insanların yararlanması için çeşitli makine, malzeme, projelendirme ve üretimde teorik ve gözleme dayanan bilgiyi uygulama sanatıdır. Yapıp bozarak, deneme yanılma yoluyla çözüm aramak son derece ilkel bir yöneticilik anlayışıdır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde yüzlerce mühendis ve mimar çalışmaktadır. Bunlara yatırımla ilgili safhalarda yetki ve sorumluluk mu verilmiyor? Yoksa yaptıkları çalışmalar beğenilmediğinden ya da siyasi düşüncelerden dolayı mı rafa kaldırılıyor?
         5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun, Belediye’nin görev, yetki ve sorumluluklarını düzenleyen 7. maddesi; stratejik planları, yıllık hedefleri, yatırım programlarını ve bunlara uygun bütçeleri hazırlamak ve Büyükşehir ana ulaşım planını yapmak, uygulamak ve gerekli koordinasyonu sağlamak görevini ve sorumluluğunu Büyükşehir Belediyesi’ne vermiştir.
         Aynı kanunun 9. maddesi; ulaşım koordinasyon merkezinin kuruluş ve çalışma yöntemleriyle ilgilidir. Bu kurulda kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kuruluşu niteliğindeki meslek kuruluşlarının temsilcileri ve kendilerini ilgilendiren konularda ilçe veya belde belediye başkanlarının da katılımı öngörülüyor.
         Bu şekilde trafik hizmetlerini planlama, koordinasyon ve güzergâh belirlemede hatasız ve en başarılı sonuçlar alınması hedeflenmiştir.
         Büyükşehir Belediyesi de görev ve sorumluluğu gereği ulaşım çilesine çözüm getirmek için yaptığı yatırımlara metrobüsü dâhil etti. 2005 yılının Ekim ayında metrobüs yolu için ilk ihaleyi yaptı. İkinci ihale Eylül 2006’da, üçüncü ihale ise 22 Şubat 2007’de yapıldı. Bu yolun 156 milyon dolara mal olacağı açıklandı. Metrobüslerin her biri 1 milyon 200 bin avro ve 50 adet sipariş verilmiş. Dolara çevirince toplam maliyet 260 milyon dolara çıkıyor.
         Bazı Avrupa ülkelerinde, Brezilya’da ve ABD’de uygulamaları olan sistem için uzmanların farklı görüşleri var. Nüfusu ve trafik yoğunluğu az olan ve İstanbul gibi eğimli olmayan arazilerde kurulu şehirler için uygulandığını belirtenler olduğu gibi yatırımı kolay ve maliyeti düşük olması yönünden tercih edilmesi gereken bir sistem olduğunu savunanlar da var.
         Okulların açıldığı 17 Eylül günü metrobüs seferleri başladı. Ancak 2 saat sonra seferler durduruldu. Çünkü; yatırım tamamlanamadığı için dönüş yerleri yoktu ve E5 karayolundan faydalanarak dönme yapılabildi. Metrobüs yolunda duraklar ve üst geçitler de yoktu. Teknik açıdan çok önemli olan manyetik çivilerin de olmadığı anlaşıldı.
          Bu şekilde metrobüs güzergâhı olan Topkapı- Avcılar arasında yol kilitlendi, trafik durma noktasına geldi. Hollanda’daki üretici firmadan kiralanan metrobüsleri Hollandalı sürücülerin kullanma mecburiyeti doğunca, konu magazin basınına malzeme oluşturdu. Böylece işin esası gene gözden uzaklaştırıldı. Başarısızlık komediye dönüştü.
         Sistem olarak ulaştırmanın teknik ve ekonomik açıdan uygunluğu, etkin hizmet sundukları şartlarda kullanılmalarına bağlıdır. Ulaştırma yatırımları önemli parasal kaynaklara ihtiyaç gösterirler ve gerçekleştirilmeleri kısa sürelerde olamaz. Yani önceden hazırlık yapılmadığı takdirde, çoğu zaman beklenen olumlu sonuçlar alınamaz. İşte bunun tipik örneklerinden birisidir metrobüs.
         Biz doğrudan metrobüse karşı değiliz. Yapılış şekline karşıyız. Hatırlanacak olursa olimpiyat stadı yollarıyla ilgili olarak ta hem Büyükşehir Belediye Başkanı hem de vali birincisinde müjde vererek, ikincisinde garanti vererek iki defa İstanbulluları perişan etmişlerdi. Aynı şey tekrarlandı ve Büyükşehir Belediye Başkanı okulların açılacağı gün için metrobüs müjdesi verdi. Sonucunu hep beraber gördük.
         İstanbul’da ulaşım çilesinin sona ermesi için kesin olarak zihniyet değişikliği gerekmektedir. Esas olan araçları değil insanları istedikleri yere ulaştırmaktır. Bu esasa göre de toplu ulaşımı gerçekleştirmek şarttır. Bunun için de raylı sistemi tamamlamak, denizden ve yeraltından azami ölçüde yararlanmak gerekir.  Elbette alternatif çözüm yolları da düşünülmelidir. Ama paramızın ve zamanımızın boşa gitmemesi için bilimin ışığında teknolojik imkânları en iyi şekilde kullanarak çalışmalıyız. Bilen insanlar vasıtasıyla planlı proje üretmeyi becerebilmeliyiz.
         Yapılması gereken; kanunların verdiği görev, yetki ve sorumluluğu, gerçekten iyi niyetle ve sadece halka hizmet duygusuyla kullanmaktır. Siyasi gelecek hesapları, parti ve partili yandaş düşünceleri ve gösterişe kaçan günlük hesaplar yanlış işler yapılmasına sebep olmaktadır. Büyük ekonomik kayıplar yanında zaman boşa geçmekte ve ulaşım çilesi de artarak devam etmektedir. İstanbul’da yaşayan herkes bunları artık iyi değerlendirmek zorundadır.