Seçim Sonuçları

31.05.2009

         30 Mart 2014 tarihine kadar devam edecek olan mahallî yöneticilerin seçildiği bir seçim dönemini geride bıraktık.
Sonuçları kadar seçim hazırlıkları ve seçim günü de değerlendirmeye tâbi tutulmalıdır. Anayasa ve yasalar, seçimlerin başlangıcından sonuçlanmasına kadar geçen sürede yetki ve sorumluluğu Yüksek Seçim Kurulu’na vermiştir. Kararları kesin olan YSK 22 Temmuz 2007 Milletvekili Genel Seçimleri’nden beri kamuoyuna güven vermeyen bir konuma gelmiştir. Bunun sebebi YSK’nın bizatihi kendisidir. Hatırlanacağı gibi 22 Temmuz günü saat 21:00 ‘de açıklanması beklenen seçim sonuçları 18:00’den önce görülmemiş bir hızla açıklanmaya başlamıştır. Seçim kurullarından gelen sonuçların birleştirilmesinde dışardan yapılan müdahalelerle büyük hataların yapıldığı ve bu hataların iktidar partisi lehine olduğu söylentileri giderilememiştir.
       Mahallî seçimler yaklaşırken de en önemli konu seçmen kütükleri ve artan seçmen sayısıydı. Seçmen kütüklerinin TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) tarafından adrese dayalı olarak hazırlanması, anayasanın doğrudan YSK’na verdiği görevin devredilmesinin doğru olmadığı yanında artan seçmen sayısı da şüphe uyandırdı. 28 Mart 2004 tarihinde yapılan mahallî seçimlerde 43.552.931 olan seçmen sayısı 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde 42.799.303’e düşmüş, bu seçimlerde ise 48.033.247’ye çıkmıştır.
        Artan bu seçmen sayısının artan nüfusla doğru orantılı olmadığı açıktır. Bu durumun nereden kaynaklandığı açıklanamazken, dağlarda olduğu bilinen bazı teröristlerin seçmen olarak kayıtlı olduğu; ancak bir eski Cumhurbaşkanı ile bir Vali’nin kayıtlı olmadığı görülmüştür.
        Seçmen kütükleri ile ilgili tartışmaların en yoğunu ise T.C. kimlik numarasının kimlik belgelerinde kayıtlı olmayan üç buçuk milyon seçmen için yaşandı. Bu konuda son haftada getirilen kolaylıklar yeterli olmamasına rağmen seçime katılma oranı % 84 gibi çok yüksek bir oranda gerçekleşti.
        Yüksek Seçim Kurulu’nu ilgilendiren bir konu da sandık kurullarının oluşturulması ve seçimlerin adaletli yapılmasıydı. Ancak adaletli bir seçim olduğunu söylemek mümkün olamadı. Birçok yerde sandık başkanlarının ve oluşturulan heyetlerin tarafgir oldukları görüldü. Esasen bu konuda sandık kurullarına temsilci vermesi gereken siyasî partilerin de sorumluluğu olduğunu belirtmek gerekir. Millî maçın cumartesi gecesi 23:00’de başlaması ve gece, saatlerin bir saat ileri alınması, sabah 06:00’dan itibaren siyasî parti temsilcisi görevlilerin sandık bölgelerine gidememelerine yol açtığına da dikkat çekmek istiyorum.
        Seçim süreci siyasî partiler açısından eşit şartlarda yürümedi. İktidar partisinin hükümet imkânlarını, ülkenin geleceğini düşünmeden pervasızca seçim için kullandığı, valilere varıncaya kadar devlet memurlarının seferber edildiği, kaynağı belli olmayan çok büyük paraların harcandığı bir dönem yaşandı. Halkın karşı karşıya kaldığı işsizlik ve yoksulluk ortamında gerçekleri gözden kaçıracak şekilde gündemi çarpıtarak seçmeni yönlendirecek yayınlar yapıldı. Hükümetin kontrolündeki medya karşısında diğer tarafın da sadece CHP’ye destek vermesi, yörelerinde en güzel projelere sahip ve çok yetenekli MHP adaylarının tanınmasına fırsat vermedi.
         Devlet imkânlarını uydurma açılış törenleri ile seçim süresince devam ettiren Başbakan, belediye başkanlarını kendi partilerinden seçmezlerse Ankara’dan destek ve yardım alamayacaklarını belirterek seçmeni tehdit eden bakanlar ve işsizlere devlet kadroları vadeden bakanlar siyasî tarihimizde kötü örnekler olarak yer alacaktır.
         Bütün bunlara rağmen iktidar partisi AKP umduğunu bulamamış ve seçimlerden büyük oy kayıpları ile çıkmıştır. Tek alternatif olarak sunulan CHP’de artış olmuştur. MHP’de ise ciddi boyutlarda ve istikrarlı bir artış görülmektedir. Diğer partilerin bazılarında artış, bazılarında da azalış olmakla birlikte hepsinin de seçim barajının çok altında kalması dolayısıyla üç partinin mukayesesini hem yüzde oranlarıyla hem de sayısal olarak yapmakta fayda vardır. 


 

28.03.2004

22.07.2007

29.03.2009

MHP

% 10,5   3.372.249

 % 14,3    5.001.869

 % 16,1   6.403.831

CHP

% 18,2 5.882.810

   % 20,9    7.317.808

% 23,1   9.218.445

AKP

% 41,7 13.447.287

% 46,6 16.327.291

% 38,8 15.458.985


 
 
 
 
 
 
 
 



          Sonuç olarak şunu söylemek mümkündür. Türk Milleti’nin siyasî geleceği iki değil üç parti arasından tercih edilecektir. İktidar partisi AKP ciddi bir ihtar almıştır. Ya küçülerek bir süre daha devam edecek ya da parçalanarak kısa zamanda siyasî çöplüğe gidecektir. Ana muhalefet partisi CHP iktidara uygun görülmemektedir. MHP ise iktidara yaklaşmakta olduğundan AKP’nin iç ve dış tahribatlarını giderecek ve Türk Milleti’ni ayağa kaldıracak bütün hazırlıklarını tamamlamalıdır. Ortaya çıkan durumun iyi algılanmasını ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyoruz.