Sokak Çocukları ve Evsizler

01.04.2008
          Dünyanın birçok ülkesinde görülmekte olan toplumsal sorunların başında sokak çocukları ve evsizler gelmektedir. Sadece geri kalmış veya gelişmekte olan ülkelerde değil, gelişmiş ülkelerin varoşlarında da sıkça görülen manzaralarda en çok göze batan, sokak çocukları olmaktadır.
         Ne yazık ki ülkemizde de son yıllarda hızla artan evsizler, sokak çocukları ve çocuk yaşta çalıştırılanlar ciddi bir sorun oluşturmuştur. Geleneksel aile yapımız, sıkı manevî bağlar, kültürel özelliklerimiz ve dinî duygularımız sayesinde ülkemizde görmeye alışık olmadığımız bu durum artık hayatımızın bir parçası haline gelmiştir. Hızlı nüfus artışı, sanayileşmeye bağlı çarpık şehirleşme, çok değişik sebeplere dayanan göçler, sosyal ve ekonomik eşitsizlikler ve teknolojik gelişmelere bağlı hızlı yozlaşma ve ahlâki çöküş beraberinde Türk Milletinin asla layık olmadığı birçok yeni soruna bu konuyu da eklemiştir.
         Hayatlarının büyük bölümünü sokakta geçiren, ailelerin veya yetişkinlerin desteğinden ve korumasından mahrum olan çocuklara sokak çocukları denilmektedir. Bu çocuklar toplum tarafından dışlanınca, içine düştükleri yalnızlık duygusu öfkeye dönüşmekte ve suç işleme potansiyeli oluşturmaktadırlar. Yaşadıkları sert ve acımasız hayat bu çocukların fiziksel ve psikolojik gelişmelerini engellemektedir. Onların bu durumundan yararlanmak isteyen suç örgütleri, uygun zemini buldukları ve korumasız gördükleri için bu çocukları kolayca suça teşvik etmektedirler.
         Ailedeki sevgisizlik ve şiddet sonucu evden ayrılan veya çocuk yuvalarından kaçan çocuklar, sokaktaki tehlikelerden kendilerini koruyabilmek, yalnız kalmamak ve var olabilmek için kendisi gibi çocukların bulunduğu guruplara girmek zorundadırlar. Bu gurupların kuralları vardır ve bunların öğrenilmesi ve kabul edilmesi şarttır. İçinde bulundukları acımasız şartları kanıksayabilmek, para isterken veya suç işlerken utanma duygusundan kurtulmak ve hayal kurup rahatlamak için uyuşturucu imdada yetişir ve kolayca devreye girer.
         Bir de sokakta çalışan çocukların durumu vardır. Çoğunlukla aileleri tarafından yönlendirilen para kazanmak amacıyla günün belirli saatlerini sokakta geçiren, geceleri evlerine dönen bu çocuklar genellikle öteberi satma, ayakkabı boyama, cam silme gibi işleri yapmaktadırlar. İsteyerek çalışan azdır. Aileleriyle beraber yaşamalarına rağmen sokak çocukları gibi bazı tehlikelerle karşı karşıyadırlar. Fiziksel ve cinsel istismarlar, uyuşturucu, satanizm gibi sapık akımlar, gasp, kapkaç, hırsızlık ve zamanla çete üyeliğine varan tehlikeler bu gurubu da tehdit etmektedir.
         Çocuk yaşta iş yerlerinde çalıştırılanlara gelince, bu guruba girenler de küçümsen-meyecek oranlardadır. İstanbul’da hayatı devam ettirecek asgari geçim imkânlarını bile elde edemeyen aileler, çocuklarını çalıştırmaktadırlar. Genellikle kayıt dışı ekonomik faaliyetlerin içinde, sağlıksız çalışma ortamlarında, yeteri kadar beslenemeden ve hiçbir sosyal güvenlik kapsamına girmesi mümkün görülmeyen bu çocuklar ya eğitimini yarıda bırakmakta ya da hiç eğitim alamamaktadırlar.
         Bir de çocuk istismarlarının görüldüğü durumlar vardır. Bir kadının omuzunda veya dizinde uyur vaziyette görülen bu çocuklar o kadınların çocuğu gibi görülmemektedir. Adeta uyuşturularak uyutulmuş gibidirler. İnsanlarımızın yardımseverlik duygularını istismar etmektedirler. Bir çeşit dilencilik gibi görünse bile işin içinde çocuk olduğundan daha da önem kazanmaktadır.
         İstanbul’da bazı ilçeler ve o ilçelerin bazı semtleri daha yoğun olmak üzere artık hemen hemen her yerde ve her mevsimde bu manzaralar görülmektedir. Evsiz denilince akla sadece çocuklar gelmemelidir. Akıl hastası, uyuşturucu veya alkol bağımlısı, evden atılmış veya kaçmış insanlar da vardır.
         Herkesi derinden üzen bu sorunun çözümü yok mudur? Millet ve Devlet olarak yapılması gerekenler yapılıyor mu?
         Valiliğe bağlı İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ve bazı sivil toplum kuruluşlarının bu konuda faaliyet göstermekte olduğu bilinmektedir. Az sayıdaki çocuk ve gençlik merkezleri ile Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağlı yurtlar yetersiz kalmaktadır. Bu konuda köklü bir çözüm gereklidir. İlgili devlet kurumları ve toplumun tam desteğini sağlayacak şekilde yasal ve idari düzenlemeler derhal yapılmalıdır.
         Yeni yasal düzenlemeler yapılıncaya kadar Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı koordinasyonu altında, İstanbul Valiliği, Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Emniyet Müdürlüğü, Sosyal Hizmetler Müdürlüğü, Çocuk Esirgeme Kurumu ve Sivil Toplum Kuruluşlarının gösterişten uzak sistemli ve ciddi faaliyetleri gerekmektedir. Medyanın olumlu desteğinin sağlanması sonuç almak için çok önemlidir.
         Yapılacak olan ilk iş, sokakta yaşamakta olan yetişkin veya çocuk herkesle doğrudan muhatap olmaktır. İçinde sosyal konularda uzman bir kişinin de bulunduğu gezici ekiplerle çalışmak doğru olacaktır. Bundan sonra:
          • İnsanları bu ortama getiren özel sebepler ortadan kaldırılmalı ve ailelerine teslim edilmelidirler. Bu durumda olanların yeterli bir süre takip edilmesi şarttır.
         • Barınma, temizlik, giyinme ve beslenme ihtiyaçlarının karşılanması için ihtiyaç duyulacak boyutta yer temin edilmelidir. Çocuk ve gençlik merkezlerinin sayısının artırılması, çok fonksiyonlu kamp yerleri veya köyler oluşturulması bu kapsamda değerlendirilebilir.
          • Eğitim imkânları sağlanmalıdır. Hiç okula gitmemiş olanlar veya okulu yarım bırakmış olanlar konumlarına göre ama mutlaka eğitime teşvik edilmelidirler.
        • Meslek edindirme kursları açılmalıdır. Herkesin kabiliyet ve becerilerine göre yapabileceği işler tespit edilmeli ve onlara iş imkânları sağlanmalıdır. Bunun için gerekli olan tarım arazileri kamuya ait olanlardan sağlanabilir. Atölye tarzı işyerleri açılabilir. Herkesin üretim yapma zevkine kavuşturulup gelir elde etmesi sağlanabilir.
         • Madde bağımlısı olanlar tedavi edilmelidir. Tedavi olanlar gerekli olduğu kadar takip edilmelidir.
         • Manevi gücü artırmak ve mensubiyet duygusunun en etkin şekilde oluşabilmesi için millî ve dinî eğitim verilmesi de ihmal edilmemelidir.
Kısaca, tehlike içinde yaşamaya mecbur edilmiş çocukları ve yetişkin evsizleri Devlet ve Millet olarak bağrımıza basmak zorundayız. Bu bizler için sadece insanlık görevi değil, aynı zamanda millî ve vicdanî bir görevdir.