Tüneller Çözüm mü?

15.02.2009

         İstanbul’un en önemli sorunlarının başında ulaşım konusunun olduğu herkes tarafından kabul edilmektedir. Bir yerden başka bir yere ulaşmanın eziyet olduğu, zaman ve emek kaybı yanında çok büyük ekonomik kayıpların da söz konusu olduğu trafik keşmekeşliğinin çözümsüz olduğu söylenemez. Ancak şu gerçek de görülmelidir. Onbeş yıla yakın bir zamandır İstanbul’u yöneten zihniyetle bu konuya çözüm bulunamaz.
         Şehirde yaşamanın insanlara sağlayacağı avantajlar, sosyal, kültürel ve ekonomik faaliyetler için hareket özgürlüğü, erişimi kolaylaştırmakla mümkündür. Bunun için insanların en güvenli, en konforlu, en ekonomik ve en hızlı şekilde istedikleri yere ulaşmaları gerekir. O halde önemli olan taşıtların değil insanların hareketliliğidir. Çözüm ararken bu esas gözden kaçırılmamalıdır. Artan nüfus ve otomobil karşısında daha fazla yol, daha çok alt ve üst geçit, kavşak veya çok tünel yaparak şehri otomobile uydurmaya çalışmak, boşuna ve asla sonu gelmez bir gayrettir. Onun yerine doğru anlayış otomobili şehre uydurmaktır. Toplu ulaşım merkezlerine ve aktarma istasyonlarına yeterli oranda otopark inşa etmek suretiyle deniz ulaşımını ve raylı sistemleri cazip hale getirmek gerekmektedir. Bunun mümkün olması için de en kısa sürede raylı sistemi tamamlamak şarttır. Unutulmamalıdır trafik sıkışıklığındaki yakıt ve emek kaybı yıllık dört milyar TL’nin üzerindedir. Geriye doğru bakıldığında raylı sistemin tamamlanması için ihtiyaç duyulan finansman kaynakları kolayca görülebilir. Yeter ki zihniyet değişikliği sağlansın.
         “ İstanbul’da Ulaşım Çözümleri” konulu çalışmamızda belirtilen önerilerden biri de “Denizde olduğu gibi karada da coğrafi yapı avantajını tünelleri çoğaltarak kullanabiliriz. Bazı bölgelerde trafik yükü yeraltına kaydırılabilir.”  şeklindeydi.
         Takip ettiğimiz kadarıyla “ 7 tepe 7 tünel” projesi ile İstanbul trafiğinin rahatlayaca-ğından söz edilmektedir. Kâğıthane - Piyalepaşa ve Bomonti - Dolmabahçe arasında yapıl-makta olan yaklaşık 4 km’lik iki tünel vasıtasıyla 45 dakikalık yol 5 dakikaya inecektir. Ayrıca Dolmabahçe - Fulya, Fulya -  Levazım, Levazım - Akatlar, Levazım – Zincirlidere, Eyüp - Silahtar arasında devam etmekte olan yaklaşık 11 km uzunluğundaki 5 tünel ve proje aşamasında yaklaşık 10 km uzunluğunda 6 tünel daha bulunmaktadır.
         Bize göre tünellerin en acili ve önemlisi Asya’yı Avrupa’ya bağlayacak İstanbul Boğazı’nı alttan geçecek karayolu geçişidir. Boğaziçi köprüsü ile kuşak oluşturacak şekilde planlanması gereken böyle bir tünel geçişi gerçekleştirildiği takdirde boğazı geçmek için üçüncü köprüye de ihtiyaç kalmaz.
         Ulaşımı rahatlatmak, trafik akışını sağlamak için elbette yatırım yapmak şarttır. Bu aslında Büyükşehir Belediyesi’nin de aslî görevlerindendir.
         Ancak yatırımların amaca uygun olması ve sonucunda beklenen verimi sağlaması gerekir. Son onbeş yılda yapılanlar incelendiğinde görülecektir ki beklenen verim sağ-lanamamıştır. Alt ve üst geçitler, katlı kavşaklar hatta raylı sistemde bile böyle başarısız örnekler çoktur. Ümit ederiz ki aynı planlama hataları tüneller için de yapılmasın. Kâğıthane’den Dolmabahçe’ye 5 dakikada geldikten sonra Ortaköy’e veya Karaköy’e varmak için bir saat gerekmesin. Denilebilir ki Dolmabahçe’den sonra toplu taşıma araçları kullanılsın. O takdirde her iki yönde de toplu taşıma imkânları ve yeterli büyüklükte otoparklar şimdiden planlanmalı ve yaptırılmalıdır.
         Hatırlanacağı gibi Taksim - Kabataş arasında yaptırılan finüküler sistem Eminönü –Ka-bataş arasında yaptırılan raylı sistem ile bu güzergâhta ulaşım birkaç dakikaya indirilecek ve yük azalacağı için karayolu trafiğinde de rahatlama sağlanacaktı. Bugün durum nedir? Taksim’den Dolmabahçe’ye 2 dakikalık yolu 20 dakikada, Eminönü’nden Dolmabahçe’ye 3 dakikalık yolu da çoğu zaman 30 dakikada aldığımızı söylersek bu güzergâhı kullanmayanlar asla inanmazlar.
         İşte bu durumda ulaşım çözümünde trafik yönetimi önem kazanmaktadır. Bunun için trafik düzeninin sağlanması ve trafikte akışın devamlı olması için “ Trafik Yönetim Merkezi” kurulmasını iki yıl önceki çalışmalarımız sonucunda önermiştik. Uzman kişilerden oluşacak böyle bir merkez, iletişim teknolojisinin görüntülü ve sesli bütün imkânlarını kullanarak tek elden yönetimi sağlayabilir. Sadece TV ve cep telefonları ile haber vermek suretiyle trafik akışının sağlanmasını beklemek, işin ciddiye alınmadığını göstermektedir. Trafik konusunda eğitilmiş ekiplerin devreye sokulması geciktirilmemelidir.
         Mart 2009 mahalli seçimleri İstanbul için bir şanstır. Şehri yönetmek için ihtiyaç duyulan zihniyet değişikliği ve bilgili, dürüst ve yönetme becerisi olan kadrolarla diğer sorunların yanında ulaşım sorunu da çözüme kavuşabilir.
         Kanunların verdiği görev, yetki ve sorumluluğun yanında İstanbullu’ların da büyük desteğini olumlu yönde kullanamayan ve başarısız olan, başta Büyükşehir Belediye başkanı olmak üzere İstanbul’u yönetenler hiçbir mazerete sığınamazlar.