Türk Düşüncesi

15.10.2007

              Değerli Okuyucular,

            İstanbul’un sorunlarını, İstanbul’da yaşayanların sıkıntılarını ve dertlerini en ince detaylarına kadar araştırarak, takip ederek ve başta teknik konular olmak üzere doğru çözümleri önererek, gerektiğinde de Ülkemizin,  Türk Dünyası’nın ve Dünya’nın sorunlarına bakarak, Milletimizi ilgilendiren konular hakkında görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum.
            Dert ve şikâyetlerimizin, endişelerimizin ortak olduğuna inanıyorum. Doğru çözümler problemlerin doğru tespit edilmesiyle başlar. O bakımdan sizlerin de katkıları önemlidir. Günümüzde elektronik posta ile haberleşme çok kolaylaşmıştır. Tespitlerinizi veya çözüm önerilerinizi gönderirseniz, ortak aklın oluşması sağlanmış olacaktır.
            Ülkemizde bir seçim dönemini geride bıraktık. Birçok açıdan önemli olması yanında sonuçların mutlaka sosyolojik bir incelemeye tabi tutulmasının gereğine inanıyorum. Bu konu sosyologların ve araştırmacıların işidir. Ben bugünkü yazımda kısaca seçim öncesi ile seçim sonrasına bakarak nelerin değişip değişmediğini belirtmek istiyorum.
            Seçim öncesi var olan bugün de hiçbir gelişme ve değişme göstermeyen İstanbul’un sorunlarını satır başlarıyla ortaya koymadan önce Ülkemizin ve Milletimizin en önemli sorunlarını üç başlıkta toplamak istiyorum. Esasen bu sorunlar İstanbul’dakilerden farklı olmamakla birlikte daha kapsamlı ve zordur. Siyasî nitelik taşımaktadır.
          • İstiklâlimizi, millî birlik ve bütünlüğümüzü tehdit eden kanlı terör olayları, yakın çevremizdeki tehditler, Devleti kuran iradeye karşı davranışlar ve Cumhuriyetin temel ilkeleriyle zıtlaşmalar,
          • Takip edilen yanlış ekonomik politikalar sonucu meydana gelen geçim sıkıntısı, işsizlik ve gelecek endişesi, önemli bütün alanlarda ekonomik işgal tehlikesi,
           • Milli eğitim sisteminin, AB medeniyet projesi dayatmaları kapsamında küreselci zihniyete uygun nesiller yetiştirecek tarzda değiştirilmesi sonucu oluşmakta olan kültürel yozlaşma ve ahlâki çöküş,

İstanbul’daki sorunlar da ana başlıklar halinde şöyle sıralanabilir.
           • Güven ve huzur ortamı yok olmuştur. Asayiş yoktur. Hırsızlık, soygun, gasp, kap-kaç, uyuşturucu, satanizm v.s. kontrolden çıkmıştır.
           • Geçim sıkıntısı vardır. Milletimizin büyük çoğunluğu yoksulluk sınırının altında adeta boğuşmaktadır. Borçlu yaşamak hayat tarzı haline gelmiştir. Bedava dağıtılan kömür, kumanya, kitap v.s ile değişik kurumlarca yapılan para ve sağlık yardımları kalıcı çözüm getirmekten çok uzaktır.
           • İşsizlik vardır. Özellikle genç okumuşlar asgari ücretle bile iş bulamamaktadırlar. İş bulan vasıflı veya vasıfsız yüz binlerce insanımız da sosyal haklardan mahrum olarak çalışmaktadır.
           • Deprem korkusu vardır. Bulunduğu coğrafya nedeniyle nüfusun ve yapıların tamamı deprem etkisi altında olan İstanbul’da deprem afeti ihtimali ile ortaya çıkan toplumsal huzursuzluk devam etmektedir. Can kayıpları ve sakatlıkların geriye dönüşü olmayan sonuçları yanında, millî servet açısından ekonomik kayıpların da gelecek için önemli tehdit oluşturmasına rağmen ciddi hiçbir tedbir alınmaması huzursuzluğu daha da artırmaktadır.
           • Ulaşım çilesi devam etmektedir. Huzurun ve sağlığın bozulduğu, gerginliğin arttığı, yüksek ekonomik kayıpların söz konusu olduğu ve İstanbul’da yaşayan herkesin olumsuz etkilendiği trafik sorunu çözülememiştir. Şehirde ulaşım zor, hatta bazı bölgelerde imkânsız gibidir. 
           • Eğitim kargaşası artarak devam ediyor. Sistem yaz-boz tahtasına döndürülmüştür. Öğretmen-öğrenci-veli üçlüsü şaşkın durumdadır. Diğer tarafta güvensiz okul binalarının durumu ve servis çilesi devam etmektedir.
            • Su sorunu önemlidir. Kuraklık, önceden düşünülüp tedbir alınması gereken bir tabiat olayıdır. Yönetmek; bilgi, beceri ve öngörü işidir. Sadece konuşmakla hiçbir iş çözülmemektedir.
            • Enerji sorunu ile karşı karşıyayız.
           • Sokak çocukları ve kimsesizlerin durumu içler acısıdır. Türk töresine, genel ahlak anlayışımıza ve dinimize uygun olmayan insanlık dışı bu durum artarak devam etmektedir.
           • Büyük bir kesimi etkileyen imar sorunları ve 2 B konusu çözülememiştir. Kaçak yapılaşma tehlikeli şekilde devam etmektedir.
            • Muhtarların sorunları vardır. Önemli ve ananevi yapımıza uygun bir müessese olan muhtarlıklar korunmalıdır.
            • Sivil toplum kuruluşlarının sorunları vardır. Ülkemizin ve Milletimizin aleyhinde faaliyet gösteren dernek ve vakıflar yabancı kaynaklardan çok büyük yardımlar alırken, millî olanların faaliyetleri adeta zorlanmaktadır.
            • 2010 yılında kültür Başkenti ilan edilmesi bayram olarak karşılanmış olan İstanbul’un Türk-Müslüman kimliğinin yanına Bizans kültürünü öne çıkartacak faaliyetlere hız verilmiştir. Daha önce kültür Başkenti olan Avrupa’daki hiçbir eski Osmanlı şehrinde Türk eserleri öne çıkartılmamıştır.
          • İstanbul Afrikalı göçmenlerin cirit attığı bir şehir olmuştur. Her türlü gayri-meşru faaliyet serbestçe gösterilebilmektedir.

       Bütün bunlar hiç değişmeden devam etmektedir. Değişen sadece tek şey vardır. Milliyetçi Hareket Partisinin güçlenerek TBMM’e girmesi.
       Ülkemizin ve Milletimizin menfaatine uygun olmayan her faaliyet demokratik zeminlerde en şiddetli şekilde dile getirilecek ve takip edilecektir. Çözüm yolları gösterilecek, yapılması gerekenler söylenecektir.
       Belki bir dönem daha kayıp zaman olacaktır; ama en azından Türk Milleti’nin ümit kapısı açık tutulmuş olacaktır.