HALK OYLAMASI SONUÇLARI

         12 Eylül 2010 günü yapılan halk oylaması sonuçları pek çok gazete ve televizyonda yorumlanmaktadır. Yorumların tamamına yakını gerçeklerden uzak ya da maksatlıdır. Her iki durumda da hedef tektir. MHP ve Genel Başkan Sayın Devlet BAHÇELİ. Detaylara girmeden önce şunu ifade etmek gerekmektedir. Türkiye ve Türk Milleti üzerine hesap yapmakta olan iç ve dış odaklar 90 yıllık hedeflerine varmak için önlerinde kurumsal nitelikte tek engel görmektedirler. O da MHP’dir. MHP de Sayın BAHÇELİ Genel Başkan olduğu müddetçe bu duruşunu değiştirmeyecektir. Onun için MHP’nin birliğini sarsmaya yönelik faaliyetler hız kazanmıştır.
         Bu Anayasa değişikliği esasta yargı ile ilgili maddeler için yapılmış olup diğer maddeler tarafından ambalajlanmış bir metindir. Yargı ile ilgili olan kısmını ise Anayasa Mahkemesi ve HSYK’ nın yapısının değiştirilmesi oluşturmaktadır. Bu yapılar değişince ne olacaktır?
         1- Dindar geçinenlerin ve sembol olarak başörtüsü etrafında toplananların arzu ettikleri yasalar artık yüksek yargıdan dönmeyecektir. 
         2- Habur’da tıkanan Kürt Açılımının devam edebilmesi için yasal zemin hazırlanmaktadır. İlgili yasalar yüksek mahkemeden dönmeyecektir. 
         3- Ülkenin ekonomik kaynaklarının peşkeş çekilerek satılmasına engel olan yüksek yargı kontrol altına alınmış olacaktır.
         4- Yarın hesap vermek gerekecekse yandaş yargı devreye girecektir.
        Başörtüsü söz konusu olunca kıyameti koparırcasına gürültü çıkaran çevreler başta üniversite senatoları, barolar ve meslek kuruluşları olmak üzere aydın ve ilerici geçinen bütün çevreler ülke bütünlüğü ve millet birliği söz konusu olunca seslerini kesmiş sus pus olmuşlardır. Medya büyük çoğunlukla gerçekleri saklamaya çalışmaktadır.
         Türk Milleti’nin yıkım projesini hazmetmeye başladığı zannedilmektedir. Ayrı bayraktan söz edildi, özerk Kürdistan’dan söz edildi, barışçıl çözüm, demokratik çözüm böylece sağlanarak anaların gözyaşı duracakmış. Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, peşmerge liderleri, terör elebaşları ve onların belediyelerdeki ve TBMM’deki uzantıları öyle sözler söylemektedirler ki olup bitenleri milletçe şaşkınlıkla seyrediyoruz. NATO, BM, ABD, AB, aracılar, barış havarileri, elçiler, gazeteciler, artistler, şarkıcılar herkes devrede.
         Sandıktan ne çıktı? % 57,8 evet ne anlama gelmektedir? Evetler aynı anlam etrafında birleşebilir mi? Başörtüsü üniversitelerde serbest kalsın düşüncesinde olanların hepsi aynı zamanda Diyarbakır’da sarı-kırmızı-yeşil bir bez parçasının bayrak diye resmi binalarda dalgalanmasına razı olabilirler mi? Güney Doğu Anadolu bölgemizde özerk Kürdistan’ın kurulması vicdanlarına sığar mı ya da okullarımızda Türkçenin yanında Kürtçenin de eğitim dili olmasını kabul edebilirler mi?
         Denebilir ki Türklüğe hakareti serbest bırakan yasa çıktığı zaman da büyük tepkiler beklenmişti. Zinayı serbest bırakan yasa çıktığı zaman da, vakıflar yasası değiştiği gibi birçok yasa değiştiği zaman da aynı tepkiler beklenmişti. Ne oldu ki? Hepsi de hazmedildi.
         Sümela Manastırı’nda 449 yıl sonra Fatih’in Trabzon’a girdiği gün ayin izni verildi. Akdamar adasındaki kilisede 95 yıl sonra ayin yapılmasına da izin verildi. Fena mı oldu? Yunanistan’da, Amerika’da ve Avrupa çevrelerinde bu davranışlar takdir topladı. Türk Milleti’nin vicdanı sızlasa kimin umurunda.
         Türk Milleti’nin şuurlu mensupları, vatanseverler, Türk Milliyetçileri her şeyi dikkatle takip etmektedir. Yandaş medya, çıkarcı menfaat grupları ve yağmacılar, AKP hükümeti ile özdeşleşen yöneticiler, haysiyetsiz seçkinler, İmralı-Kandil hattı ve siyasî uzantıları, Washington-Brüksel-Erbil lobileri, Türk Milleti üzerine hesap yapan strateji kuruluşları ve kamuoyunu hazmettirmeye çalışan bütün çevreler güçlerini birleştirip hedefe yaklaştıklarını zannedebilirler. Onlara tavsiyemiz Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni okumalarıdır.
         Toplam seçmen içinde her 100 kişiden 41,8’i evet demiştir. Buna boykotçuları da eklersek 46 eder. Ama hiçbir zaman yukarıda saydığımız konularda hedef birliğinden söz edilemez. Konunun doğru anlatılabilmesi ve milletçe doğru algılanabilmesine imkân olmadığı için evet diyenlerin büyük kısmı kendi anladıkları tarafı ile oy kullanmışlardır. Bunların, gerçekleri görmeye başladıkları zaman millî birlik ve bütünlükten, istiklâlimizden, dilimizden, dinimizden, bayrağımızdan, İstiklâl Marşı’mızdan, kültürümüzden, ahlâkımızdan yana tavır alacaklarından hiç kimsenin şüphesi olmasın. 
         Türk Milleti’nin şuurlu mensuplarına da büyük bir görev düşmektedir. Devletimizi kuran millî iradeye sahip, Atatürk’ün emanetini doğru algılayan Türk Milleti’ni ilelebet hür ve mutlu yaşatma kararında olanların buluştuğu ve gayret gösterdiği tek yer MHP’dir. Kurumsal anlamda sivillerin toplanacağı, destekleyeceği başka bir yer yoktur. Yıpratmaya, dağıtmaya, yılgınlığa ve çılgınlığa asla müsamaha gösterilemez. Kışkırtmalara, tahriklere, menfaatlere ve küçük hesaplara göre davranışlar tasvip edilemez. Oynanan oyun büyük ve karmaşıktır. Bize yakışan uyanık ve bir arada olmaktır.