Mektup 11

TÜRK DÜŞÜNCE HAREKETİ


     Değerli Arkadaşımız,
     18.05.2004 tarihli yazımızla sizlerden iki konuda görüş ve katkılarınızı talep etmiştik. Bunlardan birincisi; Türk Milleti’nin bütün kesimlerinin benimseyeceği ve sahipleneceği bir mutabakat belgesi, ikincisi ise; çocuklarımızı ve gençlerimizi geleceğe taşıyacak öğütlerden oluşan kitapçık hazırlanması idi.
     Yazılarını gönderen bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz.Merkez heyetimizde oluşturulan çalışma gurupları derleme ve değerlendirmelerini devam ettirmektedir.Bu konuların herhangi birinde çalışması olanlar mayıs ayı başına kadar yazılarını gönderebilirler.
     Bugün sizlerle paylaşmak istediğimiz yazımız, son iki yıla ait siyasi ve ekonomik konularda ki değerlendirme ve görüşlerimizin özetidir.
     Saygılarımızla.

                                                                                                                    TÜRK DÜŞÜNCE HAREKETİ
                                                                                                                                     Adına
                                                                                                                          Hayrettin NUHOĞLU


Haberleşme Adresi :
1- Süleymaniye, Şifahane Sok. Nu : 6 34430 Eminönü – İSTANBUL
2- Belgegeçer : (0212) 526 18 91
3- E- Posta     : hayrettinnuhoglu@superonline.comBu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
   
     Değerli Arkadaşımız,
     Ülkemizi yönetenler Avrupa Birliği müzakere tarihi alma adına, dayatılan siyasi kriterler ile ülke yönetiminin siyasi denetimini Millet yerine AB komiserliğine devretmiş durumdadır.Müzakereler süresince bu denetimin her aşamada yaşanarak öğrenilecek olması, bağımsız siyasal kararlar üretme ve uygulama iradesini ortadan kaldıracaktır.
     Kıbrıs politikasında söylenenlerin ve vadedilenlerin hiç biri yapılmamıştır.Irak’ta Türkler ve Türkiye aleyhindeki gelişmeler,basit sözcükler ve umursamazlıklar içinde toplumsal dikkatlerden uzak tutulmaya çalışılmaktadır.Kafkasya, Ortadoğu ve Balkanlarda olan her şey Türk Milletini doğrudan ilgilendirdiği halde hafife alınmaktadır.AB ve ABD ilişkilerinde yaşanan bir adım ileri iki adım geri tavırlar ile milli ve siyasal saygınlık zayıflatılmıştır.Küreselleşme adına imzalanan ikili ve çok taraflı anlaşmalara aynen uyulması durumunda yeni tür sömürgeciliğin kalıcı hale dönüşmesi söz konusudur.Yeni talepler sorgulanmalı ve fiili durumlar Türk Milletinden gizlenmemelidir.
     Dış politika konularında yetkili ve sorumlular yasal görevlerini yerine getirememektedirler.Türkiye açısından AB alternatifsiz değildir.Tarihi, coğrafi ve ekonomik potansiyel bakımdan bugünkü halimizle bile dünyanın en önemli birkaç ülkesinden biri olduğumuz unutulmamalıdır. Yalvararak milli menfaatlerimizin korunamayacağı açıktır.Taviz kapısı açık tutuldukça kapının ardına kadar açılması kaçınılmaz olur.
     Bir toplum siyasi bağımsızlığını kaybettiği an, diğer unsurların hiçbir anlamı kalmaz.Avrupa Birliği’nin, siyasi kriterleri her kriterin önüne ve üstüne çıkarmış olmasının nedeni de budur.
     Ekonomik gerekçeler göstererek bazı maddi imkanlar adına halkın hayaller peşinde koşmasına ve yapılanları AB’ne girmesek de zaten halkımızın çağdaşlaşma adına hakkı olduğu söylemlerine son verilmelidir.
     Yaşadığımız coğrafyanın şartlarını iyi bilmeliyiz.Burada hür yaşamak için güçlü bir milli tavır gerekir.Sergilenen gevşeklik iç ve dış tehlikeleri artırmaktadır.
     Milli devlet, Milli birlik ve bütünlük, genel ahlak, kültür değerleri, Türkçe, Türk töresi ve aile bütünlüğü gibi bazı hususlar özenle ve mutlaka korunmalıdır.Milletin hafızası tamamen silinmeden milli şuuru ve direnci artırılmalıdır.
     Türk Ekonomisinin genel tablosuna bakıldığında iyimser olmak çok zordur.
     Son yirmi yıldır Türk ekonomisi iç ve dış küreselciler eliyle iyice bozulmuştur.Yeni dünya düzeni ile başlatılan yeni sömürgecilik; başta yeni borçlar, özelleştirme ve borsa döviz yöntemleri kullanılarak sürdürülmektedir.Bazı sermaye sahipleri ve onların büyük kuruluşları bu oyunlara tepki vereceğine ekonomiden ziyade siyasetle ilgilenmektedirler.Orta ölçekli kuruluşlar ve küçük esnafı oluşturan büyük çoğunluk ayakta kalma mücadelesi verdiği için ülke meseleleriyle ilgilenememektedirler.
     Son iki yılda Cumhuriyet tarihinin en fazla borçlanması gerçekleştirilerek Devletin borcu 300 milyar dolara yaklaşmıştır.Kalkınma hızı ile sağlanan imkan ise çok düşük kalmıştır.Banka faizleri açıklanan enflasyon değerlerinin çok üstünde sürdürülmüş, dış ticaret açığı korkutucu seviyelere ulaşmıştır.
     İnşaat sektörü durmuş,işsiz sayısı son iki yılda görülmemiş oranda artmıştır.İşsizlik ve geçim sıkıntısına, sosyal güvenlik yapılanmasında bulunan noksanlıklar da eklenince aile yapısı sarsılmaktadır.
     Yeni TL uygulaması geniş halk kitleleri için umulan yararları sağlamaktan uzaktır.Gelecek yıllarda yeniden sıfır atılması durumuyla karşılaşılmaması için mutlaka kalıcı tedbirler alınmalıdır.
     Mevcut sorunları çözmek yerine erteleyen ve borçların yeni borçlarla ödenmesini amaçlayan İMF kontrollü bütçe yapıldığı için; dolaylı vergiler ve işsizlik artacaktır.Halkın geçim sıkıntısı devam edecek: biyolojik ve psikolojik sağlığı da bozulacaktır.
     Keskin tedbirlere gerek kalmaması için yapılacak bazı şeyler vardır.İç borçlar; uzun vadeli tarım ve endüstri yatırımı hisse senetleri ile dinamik hale dönüştürülmelidir.Dış borç kullanımı sorgulanmalı, kısa vadeli kredi alımına hemen son verilmeli, geneline de sarsıntıya meydan vermeyecek şekilde daha akılcı davranılmalıdır.
     Bankalar kanunu değiştirilmelidir.Yüksek faiz uygulamaları ile halkın soyulmasına, medya patronlarının banka sahibi olmalarına, son verilmelidir.Finansman sigortası kanunu çıkarılarak vatandaşın tasarruf hesabı garanti edilmelidir.Banka ve finans kurumları,finansal sigorta kurumunun zorunlu üyesi olmalıdırlar.Finansal sigortası olmayan projelerin kredilendirilmesi yasaklanmalıdır.
     Memur sayısı artırılmamalı, ancak iyi eğitimli, donanımlı daha az sayıdaki memurla verim artırılmalı ve iyi ücret verilerek memura saygınlık kazandırılmalıdır.Maaş sistemi değiştirilmeli üst görevliler ile alttaki memurlar arasındaki fark kabul edilebilir seviyelere getirilmelidir.Sosyal tatil tesisleri halka açılmalıdır.Devlet hizmet vasıtaları ve lojmanları ayıklanarak külfet olanlar satılmalı, kalanlar da gereğinde ve yerinde verimli şekilde kullanılmalıdır.
     Çalışabilir nüfusun tamamı genel iş sigortası kapsamına alınmalıdır.İşsiz ve mesleksiz olanlar, genel kalkınma projeleri derhal hayata geçirilerek buralarda istihdam edilmelidir.Tarım, orman, hayvancılık, çevre ve altyapı projeleri gibi yatılı, giyimli ve yemekli şantiye organizasyonları yapılmalıdır.
     Sosyal güvenlik sistemi yenilenmeli ve tekleştirilmelidir.65 yaşını dolduran her Türk vatandaşı emekli maaşı almalıdır.Hiç bir aile eğitim ve sağlık konusunda sıkıntı ve zorluklarla karşılaşmamalıdır.
     Esas olan Türk Milletinin huzurlu ve mutlu yaşamasıdır.Bunun için ekonomik kalkınmayı sağlamak şarttır.İnsan iradesi her şeyi değiştirmeye, iyileştirmeye muktedirdir.Milli azim harekete geçirilmeli, ortak akıl ve irade ile güçlendirilmelidir. Bilimden ve dünyanın sağladığı bütün gelişmelerden faydalanarak ekonomiye milli karakter kazandırılmalıdır.Toplum bilgili, inançlı, kendinden emin, tarihinden, değer ve inançlarından utanmayan aydınlarıyla geleceğe güvenle bakabilir.İnanıyoruz ki sabırla, akıllı ve sistemli çalışanlar mutlaka başarılı olurlar.