Mektup 15

TÜRK DÜŞÜNCE HAREKETİ

          Değerli arkadaşımız,
          Bir takvim yılı daha sona ermiş bulunuyor. Bu münasebetle, TÜRK DÜŞÜNCE HAREKETİ olarak, yıl boyunca gelişmelerini izlemekte olduğumuz bazı konuları sizlerle paylaşmak istedik.
           Bizce, 2006 yılının en önemli konusu, Türkiye’de, milliyetçiliğin hızla yükselişidir. Söz konusu yükseliş eğilimi, kanaat önderlerinin çabasıyla ortaya çıkan aksiyoner bir gelişme değildir. Çok büyük ölçüde reaksiyoner bir gelişmedir. Çünkü, Avrupa Birliği müzakere sürecinde, Türkiye’nin ve Türklüğün uğradığı hakaretler, bölücülüğün önünü açan bitmek tükenmek bilmeyen talepler, silahlı kuvvetlerimizin güçsüzleştirilmesi istekleri, dinimize yönelik hakaretler, Kıbrıs’la ilgili haksız talepler, “Sözde Ermenî Soykırımı”na itiraz etmenin Avrupa’da yasalarla engellenmesi, milliyetçi duygu ve düşünceleri hızla tırmandırmıştır.
           Oysa milliyetçilik, doğası gereği aksiyoner olması gereken bir düşüncedir. Kendimiz olmak, medeniyete kendimize özgü çözümlerle katkıda bulunmak, kendi tarzımızda hareket etmek , nedenlerden sonuçlara doğru akan hayatın zincirinde kopuk halkaya fırsat vermemek şeklinde ifade edilebilecek felsefî içeriğine sıkı sarılarak gelişmeliydi.
           Tırmanan milliyetçiliğin aksiyoner olarak gelişememesinin bir sebebi de siyaset arenasında etkin temsil edilememesidir. Oysa Türk milliyetçiliğinin fikrî alt yapısı sağlamdır. Ne var ki, söz konusu alt yapı tozlu kütüphane raflarında sahiplenecek insanları beklemektedir. İşin ilginci, bu alandaki yeni çalışmalar dahi tozlu raflara gönderilmektedir. Ne kitapların, ne dergilerin itibar görmediği ortamda, düzenlenen etkinlikler de sönük geçmektedir.
           Yükselen değer olan milliyetçiliğin rüzgarından istifade ile yükselmeye çalışan insanların sayısında da büyük artışlar görülmektedir. Başta anti-milliyetçi söylemlerle, küreselleşme edebiyatıyla, Avrupa Birliği yandaşı söylemlerle yola çıkan iktidar bile uçurtmasını milliyetçi rüzgarların önüne doğru sürmektedir. Başta ana muhalefet partisi olmak üzere bazı partilerin genel başkanları, her gün milliyetçi duyguları okşayan demeçler vererek seçim ortamına ısınmaya çalışıyor. Büyük bir ihtimalle, seçimlerde listelerinde milliyetçi olarak tanınan simalara yer vereceklerdir.
           Bize göre, halk tabanında milliyetçi duygular giderek koyulaşırken temsil düzleminde hak ettiği yeri alamamaktadır. Milliyetçilik yoz siyasetin oyuncağı olamaz. Böyle bir görüntünün ortaya çıkmasına fırsat verilmemelidir.
           Türkiye’nin kaderine sahip çıkması gereken Türk Milliyetçileri “ Milli Kararlılık”, “ Milli Doğruluş” ve “ Milli Kucaklaşma” yı gerçekleştirmelidirler. Ateşle imtihandan geçen ülkemizi bugün yaşanan bunalımlardan çıkartacak siyasi güç, Türkiye sevdasıyla yanan, milliyetçilerdir. Türk Milleti ile kucaklaşacak bu inançlı kadrolar, ayağa kalkmalı ve kutlu yürüyüşe katılmalıdırlar.
           Yıl boyunca takip ettiğimiz konulardan biri de uluslar arası siyaset arenasıdır.
           Soğuk Savaşın sona ermesinden beri, ABD, dünyanın neresinde hangi sorunu çözeceğini söyleyerek hamle yaptıysa, orası kangren oldu. 2006 yılında meydana gelen olaylarda bu genel gözlemi yanlışlayamadı, tersine destekledi. Irak sorunu çözülecekti, tersine Irak’ta terör son haddine tırmandı, ABD askerleri, kışlasından başını bile uzatamıyor. Kararlı insanlar adeta, oklarıyla bombaları vuruyor. Bütün bunların üstüne bir de Lübnan eklendi. 2007 yılında, hem Irak’ın hem Lübnan’ın hem de Filistin’in tamamen yaşanmaz yerlere döneceğinden korkuyoruz. Böyle düşünüyoruz; çünkü, bu ülkelerin kaderi hâlâ İsrail’in ve ABD’nin elinde.
           Bütün bunlar, dünyada bütün merkezler tarafından açıkça görülüyor. Herkes her şeyin farkında. Ne var ki, etkin olabilecek konumdaki ülkelerin hiçbiri, inisiyatif almaya niyetli görünmüyor. Kimse ilk adımı atmak istemediği için, dünya bir bütün altında kaosa doğru sürükleniyor.
           Öyle ki, her şeyin yolunda gittiğinin sanıldığı bir gecenin sabahında, dünyanın her tarafında zincir reaksiyonlar başlayacak gibi görünüyor. Kim bilir, belki şiddetli bir yanardağ patlaması, belki Ebola virüsünden daha şiddetli ve daha hızlı yayılan bir virüs, belki sadece yeni bir finans krizi, belki etkin ülkelerden birinin maliye bakanının söylediği bir yalanın ortaya çıkması, belki büyük bir terör olayı, belki ABD’li komutanların elinde patlayan son teknoloji ürünü bir bomba, belki de petrolün yüz doların üstüne çıkması, küresel kargaşayı aniden tetikleyebilir. Böyle bir ortam için bütün nedenler mevcuttur. Nedenlerin keskin köşeli sonuçlar doğurması için eksik olan sadece bir vesiledir.
           Bizim gözlemlerimize göre, küreselleşmenin bilim ve teknolojinin nimetlerini yoksullara taşıyacağı, insanlar ve ülkeler arasındaki uçurumları kapatacağı, rekabeti güçsüzler lehine güçlendireceği şeklindeki iddialar tam anlamıyla bir yalandır ve bu gerçek bizzat iddia sahipleri tarafından da bilinmektedir.
           Bütün bu değerlendirmelerimizden dolayı, 2007 yılının insanlık açısından olumsuzluklara gebe olduğunu düşünüyoruz. Bize göre dünya, daha karmaşık günlere doğru yol alıyor. Yoksul ülkelerde göz ardı edilen olağanüstü olumsuzluklar, zengin ülkelere doğru taşınacak gibi duruyor.
           Biz yine de, 2007 yılının olumsuzluklara değil de hayırlara vesile olmasını diliyor, siz değerli arkadaşlarımızın yeni yılını ve kurban bayramını kutluyoruz.
           Saygılarımızla.

                                                                                                                   TÜRK DÜŞÜNCE HAREKETİ
                                                                                                                                          Adına
                                                                                                                             Hayrettin NUHOĞLU


Haberleşme Adresi :
1- Süleymaniye, Şifahane Sok. No : 6 34430 Eminönü – İSTANBUL
2- Belgegeçer : (0212) 526 18 91
3- E- Posta     : hayrettinnuhoglu@superonline.com