Mektup 17

TÜRK DÜŞÜNCE HAREKETİ

          Değerli Arkadaşımız,
          Türk Düşünce grubu 15 yıldan bu yana fikri çalışmalar yapmakta 7 yıldan beri de mektuplarla sizlere ulaşmaktadır. Geçen yıllar içinde Türk Milleti’nin ve Ülkemizin menfaatleri doğrultusunda kesintisiz, çizgiden ve ortaya konulan ilkelerden sapmadan çalıştık.
          Yanlış yapılanları ikaz, doğru yapılanları teşvik eder tarzda kurum ve şahısları bilgilendirdik. Mektuplarla da sizlerle buluştuk. Gençler için hazırladığımız “ TÜRK DÜŞÜNCESİ” kitabı ile önemli bir ihtiyacı karşılamaya çalıştık. Kitap 8 ayda 9. baskısını yaptı. Maliyeti karşılamak için katkıda bulunanlara teşekkür ederiz. Yayınevlerinde ücretle satılmakta olanlardan temin edilebileceği gibi dernek, vakıf veya benzer kuruluşlara veya şahıslara ücretsiz olarak posta giderini teslimde ödemek şartıyla göndermekteyiz. Ayrıca merkez heyet üyelerimiz konferanslara gittiklerinde ücretsiz olarak dağıtılmaktadır.
         Ekte sunduğumuz yazı 2007 sonu itibarı ile en güncel konularla ilgilidir. Sizlerle paylaşmak istedik.
         Bu vesileyle kurban bayramınızı kutlar, yeni yılda esenlikler dileriz.
          Selam ve saygılarımızla.
 
 
 
                                                                                                                             Türk Düşünce Hareketi
                                                                                                                                              Adına
                                                                                                                                  Hayrettin NUHOĞLU
 
 
Haberleşme Adresi:
1- Süleymaniye, Şifahane Sok. Nu: 6, 34430 Eminönü – İSTANBUL
2- Belgegeçer : (0212) 526 18 91
3- E- Posta: hayrettinnuhoglu@superonline.com

Türk Düşünce Hareketi Merkez Heyeti:
--------------------------------------------------------------------------------
 Abdullah ÇİFTÇİ, Abdullah KEDEROĞLU, Doç.Dr. Dilaver CEBECİ, Doç.Dr. Emin IŞIK, Hasan ALBAY, Hasan KÜLÜNK, Hayrettin NUHOĞLU, İbrahim OKUR, Kemal ATA, Mehmet GÖZAY, Özdemir ÖZSOY, Remzi YILMAZ, Sedat ÖZALTIN, Yaşar SARI, Prof.Dr. Yümni SEZEN ve Prof.Dr. Zeki ARSLANTÜRK

--------------------------------------------------------------------------------

           Değerli arkadaşımız,
          Gerek dış politikada, gerek meclis ve hükümet kanadında ve gerekse halkımızın sandık başında verdiği kararlarla gelecekte sık sık hatırlanacak olan bir yılı geride bıraktık. Yıl, bile bile yanlış bilgilendirme operasyonları sağanağı altında geçti.
          Eve ayakkabılarını çıkartarak girenlerle alaya yeltenen, kameraları görünce ödüle layık görülmüş evlatları başörtüsü gerekçesiyle salondan attırarak ödülü tahkire çeviren, dinle diyanetle bir ilgisi olmadığı halde halkımıza durmadan diyanet öğreten bir takım insanlar ortaya çıktı ve halkın oylarını yönlendirdi. Bunlar sayesinde, iktidar, birbiri ardına yaptığı onca ağır hataya rağmen, seçimlerden güçlü olarak çıktı.
          Türk kamuoyu üzerindeki operasyonların en önemlisi, Irak’ın ve özellikle ülkemize yakın kuzey bölgelerinin durumu ve geleceği ile ilgili yanıltma ve yönlendirme amaçlı medyatik operasyonlardır. Türkiye medyası bu tutumuyla, özellikle yabancı sermaye kökenli üç milyar dolarlık reklâm gelirleriyle ödüllendirilmiştir. Hayatında hiç müteahhitlik yapmadığı halde kuzey Irak’ta bir biri ardına ihale kazanan medya mensupları bile vardır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin konuşlandığı bölgede her gün uçan Amerikan casus uçaklarının PKK hakkında bilgi topladığını ballandıra ballandıra söyleyen medya da aynı medyadır.
          Türk kamuoyunda en trajikomik gündem maddesi, kendisi operasyon altında yoğrulurken Kandil Dağı’na operasyon tartışmasının ortaya çıkması oldu. 
          Operasyon altında operasyon, katmerli operasyon, operasyon soslu (esas operasyon fark edilmesin diye) operasyon; nasıl tanımlarsak tanımlayalım, 2007 yılından çıkarken politikaya egemen olan hava böyledir. Böyle bir ortamda, siyasi otoritenin kaçamak ve ürkek tavırlarına rağmen Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çaba sarf etmesi asıl amaca ulaşmak için yeterli olabilecek mi?
           İç içe operasyonlar durumu sebebiyle, Türk Düşünce Hareketi olarak bizler, dünyanın her tarafından doğru bilgi ve doğru habere erişmeye çalışıyoruz. Bu alanda epey yol kat ettik. Elimizdeki Büyük Güçler’in çıkarları doğrultusunda biçimlendirilmemiş bilgilerin bazılarını sizlerle paylaşmayı uygun gördük. Üzeri kalın bir yalan tabakasıyla kaplanmış olan gerçekleri şöyle özetleyebiliriz:

1-  Iraklı Kürtlerin büyük çoğunluğu Barzani’nin bir lider değil İsrail ajanı olduğunu biliyorlar. Bu işi babasından miras aldığını ve bu sayede hızla zenginleştiğini söylüyorlar ve sayıları elliyi aşan diğer aşiretler karşısında servet yoluyla güç kazanmasını uzun zamandır endişe ile izlediklerini belirtiyorlar. Bu aşiretlerin önemli bir bölümü kendilerinin Oğuzlara dayandığını, Oğuzların bir boyu olduklarını söylüyorlar. 
2-  Irak’ın kuzey bölgelerinden Bağdat yakınlarına kadar olan bölgede yaşayan insanların büyük çoğunluğu Türkiye tarafından yönetilmek istediklerini söylüyorlar. Bu istek işgalci güçlerde ve işbirlikçilerinde çok büyük bir tedirginlik kaynağı oluşturuyor. Türkiye’nin Irak’ı işgal edebileceği şeklindeki iddianın esas kaynağı da Türkiye’nin tutumu değil, Iraklılarda yayılmakta olan arzu ve beklentilerdir.
3-  Benzer fikirler Suriye’de Halep’ten Kamışlı’ya kadar olan sınır hattı boyunca yaşayan insanlarda da vardır. Kuzey Suriyeliler Nusayriler tarafından yönetilmek istemiyorlar.
4-  Türkiye’ye sevgi ve saygı, hatta hayranlık İran’da da güçlüdür. Üstelik bu duygu, sadece Azerilerle sınırlı değildir. İran’da Türk televizyonlarını izlemek her geçen gün daha fazla yayılıyor. Bu sayede Türk lehçeleri arasındaki farklar da giderek kapanıyor.
5-  Türkiye’nin doğu sınırlarını kuşatan bu sempati kuşağı AB-ABD yönetimlerinin en çok korktuğu gerçeklerdendir.
6-  Söz konusu büyüyen sempatinin bir biçimde nefrete dönüştürülmesi, emperyalizmin planlarına dâhil edilmiştir.
7-  Barzani’nin, sadece Kürt devletinin başkanı sıfatıyla değil, Iraklı Kürtlerin lideri olarak tanınması halinde bile aklı başında Kürt çoğunluk arasında kırgınlığa yol açacak gibi görünmektedir. Bu çevreler, ileride emperyalistler tarafından terk edileceklerini ve Birinci Dünya Savaşı’nda emperyalizmin emrine giren Ermenilerin durumuna düşeceklerinden korkmaktadırlar. Barzanilerin yığdıkları servetle kaçacaklarını geride kalanların ise çok ağır yaşama şartlarına düşeceğini düşünmektedirler.
8-  İran’ın, Türk hava sahasının kullanılarak ağır bombardımana tutulmasına göz yumulması ülkemizi seven ve sayan Türkiye sempatizanlarının gönlünde derin yaralar açacaktır.
9-  Türkmenler, Kerkük’te azınlık gibi gösterilmek istenmektedir. Oysa Türkmenler Irak’ın her tarafına dağılmıştır. Bu durum, Kerkük üzerinde elli yıl süren baskıların bir sonucudur. Türkmenler ya sürgün edilmiş ya da baskıdan kurtulmak adına kendi imkânlarıyla güneye göç etmişlerdir.
10-  Kerkük dışında yaşayan Türkmenler, Türkiye’nin AB-ABD güçlerinin güdümünden ayrılmaması yüzünden Irak’taki Türkmen hakları için kendilerini yeteri kadar ortaya koymak istemiyorlar. Sahipsiz olduklarını, katliama uğradıkları takdirde, kimsenin kendilerine sahip çıkmayacağı endişesini taşıyorlar.
11-  PKK, Türkiye’yi terör belasından kurtarmak için değil, Barzani’yi tekleştirmek ve meşrulaştırmak için baskı altına alınmıştır.
12-  AB yetkili organları, Kürtlere özerklik, daha fazla demokrasi için yeni anayasa, kapsamlı af ve 301. maddenin kaldırılması gibi söylemlerle Türkiye’yi yoğun baskı altına almaya hazırlanmaktadır. Bu plan, son seçim tablosunun görülmesinden sonra hedefleri büyütülmüş bir plandır.
13-  AB-ABD çevreleri fırsatı olabildiğince çabuk değerlendirmek istiyorlar. Çünkü Türkiye’de gerçek manâda geniş halk desteğini arkasına almış bir hükümet olmadığını, yoğun yönlendirme ve yanıltmalarla elde edilmiş geçici bir sonuçla karşı karşıya olduklarını en iyi onlar biliyorlar.
14-  AB-ABD çevreleri, önümüzdeki 5–10 yılda Türkiye’yi, hedefsiz halk yığınlarının yan yana yaşadığı bir tüketim toplumuna indirgenmiş olarak düşlemektedirler.
15-  Türkiye’de iktidarın önderlerinin AB-ABD çevrelerinin planlarının yürütülmesini kolaylaştıran fikirleri olduğu, geçmişte verdikleri demeçlerle, yazdıkları yazılarla somutlaşmış bir gerçektir. Geçmişte bu demeçleri olmasaydı, dış güçlerin desteğini alamazlardı.
          Yukarıda maddeler halinde sıralamakla yetindiğimiz bilgi ve düşünceleri analiz etmenizi ve ülkemizi ilgilendiren iç ve dış bütün konularla birlikte çabalarınızı bu konular etrafında yoğunlaştırmanızı diliyoruz.