Mektup 3

TÜRK DÜŞÜNCE HAREKETİ

     Sayın
     Üçüncü mektubumuzu gönderirken bundan öncekilere ilgi gösterip cevap gönderen , telefonla arayarak veya bizzat gelerek görüş belirten arkadaşlarımıza şükranlarımızı sunarız.
     Çalışmalarımız katkılarınızla çok olumlu bir yola girmiştir. Elbette ki uzun süre mektup la devam etmeyi düşünmüyoruz. En küçük hata yapma hakkımızın olmadığına inanıyoruz. Bu nedenle ortaya koyduğumuz görüş ve öneriler titiz bir şekilde araştırılmalı ve sağlam temellere dayanmalıdır.
    Saygılarımızla...
                                                                                                         Türk Düşünce Hareketi
                                                                                                                       Adına

Haberleşme Adresi :
1 – Süleymaniye, Şifahane Sok.No : 6 34430 Eminönü – İSTANBUL
2 – Belgegeçer : 0 (212) 526 18 91
3 – E – Posta   : hayrettinnuhoglu@superonline.com 

      Değerli Arkadaşımız!..
     İmparatorluğumuzun çöküşünden sonra yeni devletimizin kurucularının ülküleri bugünkü manzara değildi. Siz değerli arkadaşlarımızın çoğunun bize ilettiği gibi, iktisadi, kültürel, siyasi, hukuki sıkıntılar gittikçe artmaktadır. Türkiye uzun yıllardır çok kötü yönetilmektedir. Kötü yönetim sonucu yönetilemez hale gelmiştir. İç ve dış ihanetleri göremeyen, görse de baş edemeyen bir yönetimle karşı karşıyayız.
     İşsizlik ve yetersiz üretim beraberinde birçok psikolojik, biyolojik, sosyal, ahlaki problemi getirmektedir. En kötüsü giderek düzensizlik ve kuralsızlık ortamı oluşmaktadır.
     Ülkemizi saran kültürel kirlilik had safhaya varmıştır. Dünyanın en büyük, zengin, güzel dillerinden olan Türkçemiz, kendi vatanında ikinci sınıf dil olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu yetmiyormuş gibi, birçok bahaneyle yanına ortak diller katılmaya çalışılıyor. Türkçeyle bilim yapılamaz diyebilen üniversite yöneticilerimizin bulunduğu talihsiz dönemleri yaşıyoruz. Caddelerimizin, işyerlerimizin, bazı mamul eşya ve yiyecek paketlerimizin fotoğrafı, “burası hangi ülke” dedirtecek duruma geldi.
     Birçok insanımız, özellikle aydınlarımız, süratle kendi kimlik ve değerlerinden utanır hale geldi ve giderek bu değerlerden uzaklaşıyor. Aile ve toplum içi yabancılaşma artıyor. Aydınların ve devlet yetkililerinin hatalı anlayışları ve haksız uygulamaları yüzünden, doğrusunu eğrisini, samimisini istismarcısını ayırt etmeden yanlış siyasi kararları sebebiyle, zeminde iyi bir eğitim-öğretim de bulunmadığından, Türkiye’de hıristiyanlaştırma ve Anadolu’yu hıristiyan yurdu yapma faaliyetleri başta olmak üzere, Türklük, millet ve vatan bakımından geleceğimizi tehdit eden her türlü misyonerlik faaliyetleri hızla artmıştır.
     Genç kız ve genç erkeklerimizi basın-yayın kuruluşları başta, görevini kötüye kullanan ve sorumsuzca davranan bir çok çevre, kendi kültürel kimliğinden, inançlarından uzaklaştırmakta, birbiriyle, ailesiyle, tarihiyle, toplumuyla çatıştırmak istemektedir. Kuralları ve sınırları belirsiz davranış, giyim-kuşam, meslek ve meşguliyetlere özendirmektedir. Gençlerimizi bir millet mensubu gibi değil, kimlik ve şahsiyet şuurunu engelleyen “kitle insanı” gibi olmaya iten zemin hazır hale gelmektedir.
     Devlet ve millet uyumu, gittikçe yerini gerginliğe bırakıyor. Özellikle dindar kesimlerle devlet yetkilileri arasında gerginlik, zıtlaşma, güvensizlik artmaktadır. Her kesimden samimi dindar Müslümanlar, ümitsizliğe kapılmışlar, kendilerini ikinci sınıf vatandaş gibi görmeye başlamışlardır. Her dindar insanı devlet ve rejim düşmanı gibi görmek ve göstermek de, uğruna can verdiği devletini dine ve dindarlığa karşıymış gibi algılamak da son derece yanlıştır. Ancak bu olup bitenler karşısında Devlet ve Türklük düşmanı bir kısım insan, temelde haksız oldukları halde, haklılık kazanmış görünmektedirler. Öbür taraftan, yine yapılan hatalar yüzünden, yobazlık ve cehalet, hem dini hem toplumu yaralamakta, geleceğimizi tehlikeye atmaktadır. Milli ve insani varlığımızın, kültür ve kimliğimizin en önemli unsuru olan yüce dinimiz, layık olduğu yere oturtulamamıştır. Oysa laik sistemde bunu başarmanın zorluğu yoktur.
     Olumsuzlukların sebebi, elbette tek başına şu kesim veya bu kesim, şu veya bu parti değildir. Sorumsuzluk oldukça yaygınlaşmıştır. Siyasi partilerin veya herhangi bir sosyal müessesenin varlık sebebi ortadan kalkmamışsa, bu gruplar düzensizliğin ve haksızlıkların akışına kapılan birer grup haline gelmemelidir.
     Dünyanın gidişatının kötü olduğunu, sosyal değişmenin aşırı sapmalar ve yozlaşmalar gösterdiğini, toplumların adeta sele kapılmış bulunduğunu söylemek, hem bütünü ile doğru değildir, hem de mazeret olamaz. Gerçekten değişimin yönü ve derecesi iyi bilinemediğinden, doğrular ve yanlışlar, iyi ve kötü, yararlı ve zararlı, güzel ve çirkin karıştırılmakta ve sosyal çatışmalar, fertler ve müesseseler arasında olduğu gibi, bizzat ferdin kendi benliğinde de vuku bulmaktadır.. Fakat aklın ve basiretin rolü, milletimizin sahip olduğu yüce değer ve inanışlar devreye sokulabilir. Sonra insan iradesi her şeyi değiştirmeye, iyileştirmeye muktedirdir. Hele milli azim ve karar, tarihte olduğu gibi her zaman harekete geçirilmeye hazırdır. Yeter ki toplum, bilgili, inançlı, kendinden emin, tarihinden, değer ve inançlarından utanmayan aydınlara ve yöneticilere sahip bulunsun. Fakat yazık ki potansiyel güç ve imkanlarımız atıl haldedir. Doğruyu ve iyiyi bilen bir çok şahıs ve kuruluş, dağınık, hatta birbiriyle çatışır duruma gelmiştir. Halbuki hepsinin aynı istikamette toplanması gerekir. TÜRK DÜŞÜNCE HAREKETİ’ nin başta gelen hedeflerinden biri de işte bunu sağlamaya çalışmaktır.

     Değerli Arkadaş!..
     Biz, sizlerin de katılacağı çalışma grupları kurarak, önemli görülen konularla ilgilenmeye, araştırıp sonuçlandırmaya gayret edeceğiz. Fakat şimdilik, sizlerin de tespit ve önerileri doğrultusunda şu konuları çalışmaya açıyoruz.
     - Ekonomiyi düzlüğe çıkarmak için bilgi ve metotları evrensel, fakat yapısı ve gayesi milli ve ahlaki bir iktisat programını hayata geçirmek.
     - Din-Devlet ilişkisini iyi düzenlemek, dindar-devlet barışını sağlamak, bunun için de eğitim-öğretimi; doğru, milli ve her kesimi aydınlatıcı şekilde uygulamak.
     -Türk diline, Türk töresine, Türk-İslam ahlakına ve Türk kültürüne zarar vermeye yönelmiş her türlü faaliyete karşı mücadele başlatmak. Kültür müesseselerimizi, bilim ve fikir yönlerinden sağlamlaştırma yollarını tespit etmek. Demirbaş ve ölümsüz eserlerimizi, yeni üretimleri de katarak,eğitim-öğretimde ve basın-yayın kuruluşlarında etkili ve faydalanılır hale getirmeye çalışmak.